Türkiye genelinde taşların yerinden oynadığı, değişim rüzgârlarının estiği bir dönemde, Kayseri CHP’den gelen sinyaller sadece bir dağınıklığı değil, adeta siyasi bir çöküşü anlatıyor. Ankara’daki genel merkez koridorlarında yankılanan "iktidar yürüyüşü" sloganları, Erciyes’in eteklerine vardığında cılız bir fısıltıya dönüşmüş durumda. Kayseri’de ana muhalefet, en güçlü olması gereken dönemde, kendi iç hesaplaşmalarının ve vizyonsuzluğun pençesinde adeta yerin dibine girdi.
Partinin Kayseri’deki kan kaybı, Ümit Özer’in olaylı il başkanlığı dönemiyle ivme kazandı. Kongre sonrası koltuğa oturan Özer, birleştirici bir figür olmak yerine, partiyi tabandan koparan bir yönetim anlayışı sergiledi. Özellikle Alevi toplumuna yönelik sarf ettiği iddia edilen talihsiz sözler, CHP’nin kalesi sayılan seçmen grubunda derin yaralar açtı. Bu skandal, partiyi sadece ikiye bölmekle kalmadı; CHP’yi kendi değerleriyle kavgalı hale getirdi. Sonunda baskılara dayanamayarak istifa eden Özer’in ardından geriye, enkaz bir teşkilat kaldı.
Genel merkezden gelen üst düzey yöneticilerin kararıyla koltuğa oturtulan Ufuk Ozan Gözbaşı, ne yazık ki partinin içindeki hiyerarşik ve ego odaklı duvarlara çarptı. Kayseri Milletvekili Aşkın Genç’in, partisinin yeni il başkanını tanıtırken kullandığı "Genç bir arkadaşımız" ifadesi, sıradan bir tanımlamadan ziyade; umursamaz, tepeden bakan ve yeni yönetimi ciddiye almayan bir zihniyetin dışavurumu gibiydi. Vekilin bu tavrı, Kayseri CHP’de kolektif bir ruhun değil, bireysel ajandaların hüküm sürdüğünü tescilledi.
Sokağın nabzını tutamayan, işçinin ve emekçinin derdiyle dertlenmeyen bir muhalefetin gerçek yüzü 1 Mayıs kutlamalarında ortaya çıktı. Erken seçim çağrılarının havada uçuştuğu, ekonomik krizin Kayseri esnafını ve işçisini canından bezdirdiği bir ortamda, CHP ancak 300 kişiyi bir araya getirebildi.
Milyonluk bir şehirde 300 kişi, siyasi bir mesaj değil, bir teslimiyet belgesidir.
Bu tablo, CHP’nin Kayseri’de halktan ne kadar koptuğunun, teşkilatların ne kadar atıl kaldığının en somut kanıtıdır.
Kayseri CHP, bugün geldiği noktada bir siyasi organizasyon olmaktan çıkmış, iç çekişmelerin ve koltuk kavgalarının mahallesine dönüşmüştür. Genel merkezdeki kaosun yereldeki bu yansıması, Kayseri gibi stratejik bir ilde ana muhalefeti "yok hükmüne" getirmiştir.
Soru şu: Kendi içinde barışı sağlayamayan, il başkanını bile kendi vekiline kabul ettiremeyen bir yapı, Kayseri’nin sorunlarına nasıl çözüm üretecek?
Görünen o ki; Kayseri CHP, halkın umudu olmak yerine, kendi içine kapanmış bir "tasfiye derneği" görüntüsüyle siyaset sahnesinde hızla irtifa kaybetmeye devam ediyor. Bu gidişatla, seçim sathı mailinde CHP’nin Kayseri’de bırakın başarıyı, tabelasını koruması bile mucize olacaktır.