Bu etkenlerin başında ise günümüz gençlerinin çokça vakit geçirdikleri sanal ortamdaki kısaltmalar, yabancı kelimelerin sıklıkla kullanılıyor olması zamanla günlük yaşantıya dâhil edilişiyle, kendilerini elit, bilgili ve farklı göstermek uğruna yapılan davranışları sergiliyorlar.
Bugün Türkiye’de dedelerimiz, atalarımız, büyüklerimiz artık yolda gördükleri yabancı mağazaların isimlerini, yabancı kelimeleri ve torunlarından duydukları yabancı içerikli Türkçe sözcükleri anlamıyorlarsa ve onların uğruna savaşını verdikleri bu ülkede yabancılığa mahkûm ettiyse bu yeni neslin atalarına yaptığı çok büyük ayıptır.
***
‘’Biz bunu keyfimizden yapıyor değiliz’’ dediğinizi duyar gibiyim…
Evet, haklısınız içinde bulunduğumuz çağda yabancı dil bilmeyenler maalesef iş başvurusu yaparken bile kabul edilmiyor. Yabancı dil bilmek günümüzde kariyer basamaklarını tırmanırken bile bir ölçüt olarak karşımıza çıkmakta. Bizlerde çağa ayak uydurmak zorundayız. Ama ben size demiyorum ki yabancı dil öğrenmeyelim, bizi geliştirecek, eğitimimize destek verecek, bizleri bir adım öteye taşıyacak ne varsa öğrenelim ama önce Türkçe öğrenelim böylelikle dilimizin kimliğini benimseyip yabancı dillerin etkisi altında bırakmayarak lisanımıza lisan katmış oluruz.
Unutmayalım ki ana diliniz seviyesinde yabancı dil konuşursunuz. Yani ana dil seviyeniz ne kadar güçlüyse yeni lisan seviyenizde bunun paralelinde güçlü olur.
Toplumun en önemli iletişim ögesi olan medyanın Türkçe’ ye gereken özeni göstermemesi dilimizdeki yozlaşmanın en önemli sebeplerinden biridir. Ya şarkı sözlerimiz? Ona hiç girmeyelim isterseniz. Yozlaşma konusundaki etkenleri saymakla bitiremeyiz.
O halde canım Türkçe’mize gereken önemi verelim.
***
Ünlü filozof Konfüçyüs bir sözünde; ‘Bir ülkeyi yıkmak istiyorsanız önce dilini tahrip edin’ demiştir. Bu bağlamda eğer biz hala bir şeyleri sezip, hissetmiyorsak sadece dilimizde değil bizi biz yapan ve birbirimize bağlayan tüm değerlerimize sahip çıkalım. Çıkmazsak tehlike çanları çalıyor demektir.
Büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk bu tehlike çanlarını yıllar öncesinden görüyormuşçasına bizlere Türk dilinin yabancı diller etkisinden korunması konusunda hassas olmamız gerektiğini bakın nasıl da belirtmiştir:
‘Milli duygu ile dil arasındaki bağ çok güçlüdür. Dilin milli ve zengin olması milli duygunun gelişmesinde başlıca etkendir. Türk dili, dillerin en zenginlerindendir. Yeter ki bu dil bilinçle işlensin. Ülkesini, yüksek bağımsızlığını korumasını bilen Türk ulusu, dilini de yabancı dillerin boyunduruğundan kurtarmalıdır’
Benden size küçük bir dipnot: Bir insanın yaşadığı toplum dilini konuşabildiği kadar vardır.
Yazımı bir soruyla bitirmek isterim.
Huyu suyu değişen insan mı yoksa lisan mı?