Deli gibi sokaklarda koşturur o sokakların tozunu toprağını yutar oyun oynamaktan yemek yemeyi unutur kan ter içinde eve gelip annelerimizden azar yerdik.

Pantolonlarımızın dizleri mutlaka yırtılmış, diz kapaklarımız mutlaka yaralı olurdu. Oyun oynarken koşup mutlaka düşerdik ve dizlerimizdeki yaralar asla iyileşmezdi. Şimdi düşünüyorum da ne tatlı acıymış o yaralar. Vücudumuzda ne güzel izler birikmiş. Sokaklarda, caddelerde o kadar oyun oynardık o kadar eğlenirdik ki bitmeyen enerjimizle yerimizde duramazdık.

Okuldan gelir gelmez çantalar köşeye atılır, yarım yamalak bir şeyler yenir, yapılacak tüm ödevleri yapar ve önlükle sokağa atardık kendimizi. Televizyon, telefon, tablet nedir bilmezdik. Bizim zamanımızda televizyon yasaktı çocuklara. İlkokul mezunu olan anne babalarımız, ‘Televizyon çocuklara zararlı , erkenden yatın uyuyun’ derdi.

Şimdi anne babalara bakalım:

Çocuk yemek yemiyor, oturttur televizyon karşısına ne izlediği önemli değil, yemek yesin yeter!

Komşu geldi, çocuk bize rahat vermiyor, sohbet edemiyoruz. Ver çocuğun eline telefonu. Ne yaptığı önemli değil, uslu dursun biz rahat sohbet edelim!

Çocuk yaramazlık yapıyor kırıp döküyor ortalığı ver tableti eline ben ayaklarımı uzatıp rahatıma bakayım!

Bu mu yani anne olmak baba olmak. Bu kadar basit mi insan yetiştirmek? Bu örnekleri çevremdeki anne babalardan veriyorum, hepimizin çevresinde vardır bu tarz ebeveynler. Çocuklarımızın görsel, işitsel, zihinsel zekalarını rahat oturabilmek için saçma sapan şeylerle doldurmayalım. Hem ruhen hem de fiziken çocuklarımızın sağlıklı birer birey olmasını istiyorsak daha dikkatli ve bilinçli davranmalıyız. Bırakın çocuklarınız enerjilerini sokaklara bıraksınlar.

Özellikle televizyon, tek yönlü pasif bir harekettir. Oysa en etkin öğrenme yolu deneyerek, yaşayarak öğrenmedir. Televizyonlara, telefonlara fazla maruz kalan çocuklar direkt bilgi almaya alışır ve etkileşim içine giremez.

Televizyonun izlenme sınırı aşılmadığı sürece bebeklere işitsel uyarı bakımından yararlı olduğu söylenmektedir. Ama öğrenme yaşına gelmiş bir çocuğun zamanının çocuğunu televizyon karşısında geçirmesi çocuğun dil ve iletişim becerisini oldukça olumsuz yönde etkilemektedir. 0-3 yaş arasındaki çocuklar hayal-gerçek , doğru-yanlış ayrımı yapamamaktadır. O yüzden televizyona çok maruz kalmış çocukların ‘Ben süper kahramanım ‘ diyerek balkondan atlamasına şaşırmayalım.

Bilinçli birer anne baba olarak çocuklarınızın ruhsal ve zihinsel sağlığını düşünüyorsanız onları televizyona, telefonlara, tabletlere hapsetmeyin.