Sayın Adalet bakanı AKIN GÜRLEK Türkiye'de davaların fazla uzun sürdüğünü vatandaşın mağdur olduğunu Bu nedenle hakim savcıların 3 aydan fazla duruşmayı erteleyemeyeceğini davaları uzatan hakimler hakkında işlem yapılacağını söyledi..

İlk başta çok masum ve haklı görünen talep gibi gelebilir.

Ancak bu cümleleri hukukçu bir gözle analiz ettiğimizde sorunların temeline inmemiş bir anlayışın eseri olduğunu anlayabiliyoruz. Bugüne kadar pek çok adalet bakanının serzenişi Bu yöndeydi ancak hiçbirisi sonuca gidemedi. Adalete güvenin %20'nin bir türlü üzerine çıkmamasının sebebi üzerine hiç kimse durmadı.
Sadece davaların uzaması mı adalete olan güveni sarsıyordu acaba? Kimse bunun üzerine kafa yormadı.

Yargının sistemsel sorunları olduğunu , hakim savcılar'dan ziyade yargı sisteminin kendisinin davaları geciktirdiğini ve bu konunun hakim savcılardan kaynaklı etkisinin %10'u geçmeyeceğini bilmeden yargının sorunları maalesef ki çözülemeyecektir.

Ne yazık ki yargıdaki sorunlar Nasrettin hoca'nın samanlıkta kaybettiği anahtarı sokakta araması gibi bir durum arz ediyor.
Hakim savcıya sopa göstererek davalar hızlandırılamaz.

Öncelikle davaların neden uzadığını adım adım irdeleyelim

1-Davaları en fazla uzatan faktör yargıtaydan ve Bamdan gelen bozmaların sayısı.

Bam dairesinin 6 kez bozduğu dosyalar var.

Yargıtayın 4 kez bozduğu dosyalar var.

Şimdi bozmaların ve alt dereceye geldikten sonra yapılan yargılamaların süresini ele alalım

Bam dairesi tarafından bir dosyanın bozulması ortalama bir buçuk iki yıllık süre demektir. Bazı Bam dairelerinde bu süre daha da uzun olabilmektedir
Bu süreyi bozma sayısı olan 6 ile çarpın 12 yıllik bir süre eder.

Yani sistem kendi içinde bile davayı hızlandıramamaktadır. Bam'daki bozmalara bir sınır getirilmediği müddetçe davalar hızlanmayacaktır. Yapılacak bir kanun değişikliği ile BAM dairesinin dosyayı en fazla bir kere bozma Hakkı olmalıdır.

Burada hakim savcı'nın kabahati nedir. İstinaflar neden kuruldu yargının hızlanması için.

Kanun İlk çıktığında istinafların gerektiğinde duruşma açarak yargılama yapmasını öngörüyordu.

Doğrusu da buydu Çünkü burada alt dereceye göre daha tecrübeli daha birikimli hakimler vardı.

Verdiği kararların isabetli olması ve onanma ihtimali yüksek kararlar olacaktı.

Ancak sonra kanun değiştirildi artık istinaflar neredeyse hiç duruşma açmayarak dosyaların %99'unu bozarak alt dereceye gönderiyorlar. Bu istinafın mantığıyla tamamen tezat bir durum. Bamlar bir içtihat Mahkemesi değil Bu ancak içtihat Mahkemesi tarafından yapılması gereken bir uygulama.

İyi de dosyaları bozarak alt dereceye göndermek işi bitirmiyor ku.

Alt derece hakimleri ya yetki ve görev değişikliğinden ya da başka hatalardan dolayı yeniden hatalı kararlar vererek dosyaların istinaf yoluyla yeniden bozulmasına neden olmaktadırlar.

Bu şekilde zincirleme olarak davalar ila nihaye uzayıp gidiyordu. Şunu çok iyi anlamamız gerekiyor Bam dairesinin hatayı bulup dosyayı bozması yargıyı hızlandıran bir faktör değildir.

Yani ifade etmek istiyoruz alt dereceyi güçlendirmeden davaların hızlanması mümkün değildir. Aslolan kararı ilk derecede doğru verebilmektir. Avrupa'da dosyaların üst mahkemelerden bozma oranı %30'ları geçmemektedir.

Biz de bu oran %70'lere kadar varmaktadır.

2-Davaların sayısı.

Bir hakimin elindeki derdest dosya sayısının 1500-2000'leri bulduğu mahkemeler var.

Yardımcısı olmayan bu hakimin sağlıklı veya isabetli bir karar verebilmesi mümkün olabilir mi?

Yeni dosya gelmemiş olsa bile 2000 dosyanın sadece çevrilmesi bile en az 10 ayı bulur.

Bir hakimin haftada iki gün duruşma yaptığını ve bir günde 20-25 dosya ile duruşmaya çıktığını düşünelim.
Bu hakimin dosyalardaki duruşma süresini on aydan önceki bir tarihe vermesi değildir.

Yani sayın adalet bakanının temennisinin gerçeklikle bağdaşmadığını anlamaktayız.

Sistem hakimin elindeki dosya sayısını 500'e indiremediği müddetçe davaların hızlanması mümkün değildir. Bu teşkilat 7.000 hakim sayısına sahipken daha hızlı ve daha isabetli kararlar veriyordu. Şimdi 26.000 savcı hakim var Ancak davaların uzamasının bir türlü önüne geçilememiştir.

Bakanlıkta idari görevde olan hakimler vardır Bunlar kürsüde olması gereken kişiler. Sayılarını tam olarak bilmiyoruz.

Yani hakimin yapmaması gereken işleri yapıyorlar. Birçoğu teknik kadro.

Bugün teknik elemanlar tarafından yapılması gereken işler hakimlere yaptırıldığı için kürsüdeki birçok kadro tecrübesiz hakimlerin elinde kalmış olabilir.

3-Yargıda her dosya aynı önemli değildir.
Bir cinayet dosyasıyla bir hakaret dosyasını aynı önemde kabul ederseniz siz adaleti henüz anlamamışsınız demektir.

İki davanın usulü aynı olamaz.
Bugünkü sistemde cinayet dosyasının da hakaret dosyasının da aynı usulle yargılamasinin yapıldığını görüyoruz.

Davaların sayısı nedeniyle gerek kolluk kuvvetlerinin gerek posta teşkilatının artık yaptığı işlemlerden bıktığını ve zaman zaman işlerinde gevşemeler meydana geldiğini görüyoruz.
Bu gevşemelerin bedelini nitekli davalara vermek akıl karı değildir.

Bir an önce adli kolluk ve adli posta teşkilatı kurulmalıdır.

Davaların niteliğine yani insanların mağduriyetini önceleyerek yeni bir sistem ortaya konmalı ve nitelikli davaların usul işlemleri farklı bir usulle hızlandırılmalıdır.

4-Yargıda uzmanlaşma sağlanamamıştır özellikle ilçelerde zaten uzmanlaşma yoktur. Uzman olmayan bir hakimin üst dereceli yargı tarafından bozulmayacak kararları vermesi nasıl beklenebilir ki?

Örneğin son yapılan değişiklikle nitelikli dolandırıcılık dosyaları ağır cezadan alınarak asliye ceza mahkemelerine verildi.
Ağır cezaları tıkayan zaten bu davalardı.

Şimdi ağır cezalar Atıl duruma gelmiş durumda. Ancak asliye cezalar tıkanma noktasına gelecektir

Oysa ki bazı asliye Ceza mahkemeleri zaten uzmanlık mahkemeleriydi. Hiçbir ayrım yapılmaksızın uzmanlık gerektiren bu davalar hepsine eşit şekilde dağıtıldı.

Kendi uzmanlık gerektiren dosyaların üzerine yeni dosyalar eklendiğinde mahkemelerin felç olmamasını düşünmek mümkün değildir. Yargıda sorunların uzun vadeli çözümleri yerine günübirlik politikalardan vazgeçilmelidir.

5-Bir ilçedeki müftünün veya milli eğitim müdürünün bile yardımcısı varken hakimin yardımcısının olmaması davaların uzamasının bir faktörüdür.

Hakim bir aylık izne gittiğinde işler otomatikmen durmaktadır.

Neden mahkemelerde yardımcı hakim bulunmamaktadır.
Yardımcı hakim işlerin aksamadan görülmesine neden olacaktır. Belki şu anki kadro durumuna göre her mahkemeye yardımcı hakim verilemeyebilir ama 3 mahkemeye bir yardımcı hakim tahsis edilebilir.

6-Yargıda öyle davalar var ki bunların 1. sınıfa ayrılmamış bir hakim tarafından bakılması son derece sakıncalıdır.

Örneğin cinsel saldırı davaları, uyuşturucu davaları veya teknik özellik gerektiren yağma suçları gibi.

Bunlara 2 yıllık bir hakimin bakması son derece tehlikelidir. Nitekim mevcut dosyalara ve bozmalara baktığımızda durumun gerçekliği ortaya çıkacaktır.

Düşünün asansörde bir bayanla bir erkek iniyor bayan asansörden inerken üstünü başını yırtarak ve etrafa çığlık atarak adama iftira atıyor.

Bu erkeğin masumiyetini ortaya koyma ihtimali nedir?

Bu iftirayı iki yıllık bir hakimin çözme ihtimali nedir? Halbuki bu ülkede iftiranın cezası iftira atılan eylemin cezasından en az iki kat fazla olmalıdır Bu bile sistemsel bir sorundur.

Maalesef ki yargıda davaların ehemmiyetine göre yetkilendirme yapılmamaktadır bir cinayet dosyasının soruşturması üç aylık bir savcıya verilebilmektedir

Bunlar son derece tehlikeli ve yargıyı çıkmaza sokan uygulamalardır.

SONUÇ
Sonuç olarak diyoruz ki yargının kronik temel sistemsel sorunları çözülmeden hangi anlayışla yaklaşırsa yaklaşılsın davaların hızlanması imkansızdır.
Ayrıca davaların sadece hızlanması iyi bir şey midir?

Önemli olan isabetli ve adil kararların verilmesidir. Bu ülkedeki davalar husumeti çözmeye odaklı değildir nitekim böyle olmuş olsaydı aynı davanın içinden birkaç dava ortaya çıkmazdı. Husumeti bitirmeyen karar adil bir karar olamaz.

Yani olması gereken isabetli kararların en hızlı bir şekilde yerine getirilmesidir.

Ancak yargıda kollektif bir kültür anlayışı yoktur. Yargıdaki her birim ve her mahkeme kendini sistemin bir dişlisi gibi görmelidir. Örneğin bam dairesi mahkumiyet gerektiren beraat dosyasını bozarak alt dereceye göndermemelidir. Zira sırf bu nedenden dolayı dosyanın ortalama 1-1,5 yıl daha uzamasına neden olabilmektedir. Buna dikkat etmeyen Bam dairesi yargının hızlanmasını istemeyen bir anlayışa sahiptir.

Yargıdaki tüm birimlerin
birbirlerine yardımcı olacak bir anlayış ortaya konulmadığı müddetçe yargının hızlanması mümkün olamayacaktır..