Romalılardan fethettiğimiz Alanya Kalesi’nden, denizi, kumsalı, limanı ile adeta bir cennet olan Alanya’ya hayran kaldığımı söyleyebilirim.
Geceleri esnafın eşyalarının üzerine çarşaf örttüğünü, dükkan içerisine almadığını gördük, motosikletlerinin, bisikletlerinin kilitlemeden açık bir şekilde işyerlerinin önlerinde durduğunu fark ettik. Gündüzleri kedilerin, köpeklerin, kuşların insanlardan kaçmadığını, sokaklarda rahat rahat gezdiğini gözlemledik.
Kendi kendime ne kadar merhametli, ne kadar muhteşem insanlar olduğunu düşündüm.
Gece maç günü geldiğinde ise 90 dakika sonunda yukarıda yazdığım bütün tezlerim çürütüldü diyebilirim.
Ya Alanya stadına gelenler Alanyalı değildi, ya da o merhametli insanlar evlerinden dışarı çıkmıyor, ev iş arası mekik dokuyorlardı.
Çünkü 90 dakika boyunca hem Kayserispor’a hem Kayserili olan hakem Bülent Yıldırım’a hakaret, küfür ve baskı uyguladılar. Maçın sonunda da Alanyaspor antrenörlerinden birisinin teknik heyet ve futbolculara saldırması olayların tuzu biberi oldu diyebilirim.
Alanya’dan ayrılırken güzel düşünceler ile ayrılacağım beklentilerimi bu çirkin saldırı ne kadar gölgelese de adeta cenneti andıran Alanya’ya bir kez daha gitme hayali ile Alanya’ya veda ettim.