Bir maniniz yoksa sizlerle şöyle bir zamanda yolculuk yapalım mı?
Ebeveynler olarak okula ilk adım attıkları an en az sizlerde onlar kadar heyecanlanıyorsunuz. Okuldan gelince hemen soruyorsunuz evet bakalım oğlum veya kızım bugün okulda neler yaptınız? Öğretmenin neler anlattı?
Bir de tabi okula, öğretmenlere, arkadaşlara alışma sürecini es geçmemek lazım.
Eğitim- öğretim kapsamında ilkokul, ortaokul, lise, üniversite gibi süreçlere giderken bile annelerin ve babalar için zaman çocuklarının hep okula ilk başladıkları günde durmuştur.
Neden mi?
Çünkü kaç yaşına gelirseniz gelin anneleriniz ve babalarınız için bir dirhem bile büyümemiş gibisinizdir. Bir de unutmadan çocuklar dem vururken bu konudan anne ve babaların o meşhur sözü çınlatır kulaklarımızı “ bir gün anne, baba olunca sen de anlarsın”
Peki ya bu yazıyı yazıp öğretmenlerimizi es geçmek olur mu? Emektar öğretmenlerimize selam olsun.
Gelelim şimdi durumu biraz karmaşık hale getiren karnelerimize…
Ne olursa olsun çocuklarımıza sevgiyi aşılayalım insanlık halidir. Onların en masum çiçek gibi olan dönemlerinde onları dikenleştirmeyelim. Herkese emeğinin karşılığını verip ödüllendirelim. Bedenimizle ve ruhumuzla tatile girelim.
Kusur aramayı bir kenara bırakalım ve duygudaşlık yapalım, diyelim ki “Hatasız ve kusursuz olunmaz”. Yazımı bir hikâye ile sonlandırırken duygudaşlığın ötesine geçebilmek dileğiyle…
Çin'de bir adam, her gün boynuna dayadığı kalın sopanın iki ucuna astığı testilerle dereden su taşırmış evine, bu testilerden birinin yan kısmında çatlak varmış. Diğeri ise hiç kusursuz ve çatlaksızmış ve her seferinde bu kusursuz testi adamın doldurduğu suyun tümünü taşır, ulaştırırmış eve. Ama her zaman boynunda taşıdığı testilerden çatlak olanı eve yarım; diğeri dolu olarak varırmış iki sene her gün bu şekilde geçmiş. Adam her iki testiyi suyla doldururmuş ama evine vardığında sadece 1,5 testi su kalırmış...
Tabi ki kusursuz, çatlaksız testi vazifesini mükemmel yaptığı için çok gururlanıyormuş. Fakat zavallı çatlak olan kusurlu testi, çok utanıyormuş. Doldurulan suyun sadece yarısını eve ulaştırabildiği için de çok üzülüyormuş.
İki yılın sonunda bir gün, görevini yapamadığını düşünen çatlak testi, ırmak kenarında adama şöyle demiş: ‘Kendimden utanıyorum. Şu yanımdaki çatlak nedeniyle, sular eve gidene kadar akıp gidiyor’. Adam gülümseyerek dönmüş testiye; ‘Göremedin mi? Yolun senin tarafında olan kısmı çiçeklerle dolu. Fakat kusursuz testinin tarafında hiç yok. Çünkü ben başından beri senin kusurunu, çatlaklığını biliyordum. Senin tarafına çiçek tohumları ektim. Ve her gün o yolda ben su taşırken, sen onları suladın 2 senedir o güzel çiçekleri toplayıp, masamı süslüyorum. Sen kusursuz olsaydın, o çatlağın olmasaydı evime böyle güzellik ve zarafet veremeyecektim' diye cevap vermiş.
Aslında hepimiz birer çatlak testiyiz Her birimizin kendine has kusurları vardır. Fakat sahip olduğumuz bu kusurlar ve çatlaklardır hayatlarımızı ilginç yapan, mükâfatlandıran, renklendiren. Etrafınızdaki her kişiyi, oldukları gibi kabullenin. Onlardaki kusurları değil, içlerindeki güzellikleri görün...