Türk siyaseti son yılların en dikkat çekici gelişmelerinden birine tanıklık etti.
CHP’de yaşanan hukuki ve siyasi sürecin ardından Özgür Özel ile birlikte 91 milletvekilinin ayrılarak Yeni Parti‘yi kurması, Meclis’teki dengeleri de değiştirdi. Yeni Parti, milletvekili sayısıyla ana muhalefet konumuna yükselirken, Türk siyasetinde yeni bir dönemin kapısı aralandı.
Demokrasilerde yeni partilerin kurulması son derece doğal ve meşru bir durumdur. Siyasetin gücü de farklı fikirlerin milletin huzuruna çıkabilmesinden gelir. Ancak asıl belirleyici olan, tabelalar değil milletin sandıkta vereceği karardır.
Bugün Türkiye’nin önünde ekonomi, terörle mücadele, savunma sanayisi, enerji güvenliği ve dış politikada kritik başlıklar bulunuyor. Böylesine zorlu bir süreçte muhalefetin de yalnızca eleştiren değil, çözüm üreten bir anlayış ortaya koyması beklenmektedir. Sürekli kriz üreten, kendi içinde bölünmeler yaşayan bir siyaset anlayışının millete umut vermesi kolay değildir.
Yeni Parti’nin kuruluşu, muhalefet açısından bir yeniden yapılanma girişimi olarak değerlendirilebilir. Ancak Türk siyasi tarihi göstermiştir ki kalıcı başarılar; isim değiştirerek değil, milletin beklentilerini doğru okuyarak, güven veren kadrolar ve uygulanabilir projeler ortaya koyarak elde edilir.
Öte yandan Cumhur İttifakı’nın özellikle savunma sanayisi, ulaştırma, enerji ve dış politikada attığı adımlar, Türkiye’nin uluslararası alandaki ağırlığını artırmaya devam ediyor. Böylesine kritik bir dönemde siyasi rekabetin de ülkenin çıkarlarını önceleyen bir zeminde yürütülmesi, demokrasimizin en büyük kazancı olacaktır.
Önümüzdeki süreçte Yeni Parti’nin nasıl bir siyaset izleyeceğini, toplumun hangi kesimlerinden destek bulacağını ve Türk siyasetine nasıl bir katkı sunacağını zaman gösterecek. Ancak değişmeyen bir gerçek var: Son sözü her zaman millet söyler. Türk demokrasisinin en büyük gücü de sandığın iradesidir.
Siyasette isimler değişebilir, partiler kurulabilir, ittifaklar dağılabilir. Fakat Türkiye’nin milli menfaatleri, devletin bekası ve milletin huzuru her siyasi hesabın üzerinde tutulmalıdır. Kim iktidar, kim muhalefet olursa olsun; bu ülkeye hizmet etmenin yolu, ayrıştıran değil birleştiren, polemik değil proje üreten bir siyaset anlayışından geçmektedir.