‘’ Biz doğada sadece insanlar var ve doğayı sadece biz şekillendirip dönüştürüyoruz algısıyla yanılıyoruz aslında. Ama doğru olan şu; en az bizim kadar sinek var. Çok iddialı bir şey söyleyeyim, isterseniz Google’dan araştırıp bakabilirsiniz. Bilim insanlarının saptadığı elli milyona yakın canlı popülasyon daha var doğada. Kuştan solucana, başaktan buğdaya, aslana kadar… Ve bunların içerisinde insan sadece bir tanesidir. Yani, elli milyonda bir. Bu basit matematikten şunu çıkarabilir miyiz? Biz bu gezegende diğer canlılarla kırk dokuz milyon dokuz yüz doksan dokuz bin dokuz yüz doksan dokuz kadar eşit haklara sahibiz. Ama hayır, biz varız ve diğerlerine asla yaşama hakkı yok dediğimiz bir yerde biz giderek faşistleşiyoruz, barbarlaşıyoruz ve biz şiddetin tutsağı oluyoruz ve güç üzerinden bir yere geliyoruz demektir ki, dünyayı güç ile yönetmeye çalışan mantık giderek kafatasçı, ırkçı ve faşizan bir yere gelir oturur. ‘’

Her cümle o kadar güzel, haklı ve doğru ki. Bu dünya da insanın dışında da canlılar var ve biz onlarla eşit haklara sahibiz.

Bu kadar basit, net ve doğru!

Evet o malum videonun üzüntüsü ve öfkesi var üzerimde. Malum, dün akşam sosyal medya yine içler acısı bir video ile sallandı. Erzincan Orduevi’ndeki bir erin, minicik bir kediye yaptığı işkence bir anda ülkenin gündemine oturdu.

Videoyu sonuna kadar izlemeye yürek dayanmıyor. Yani aklım almıyor. Acıktığını, üşüdüğünü bile söyleyemeyecek kadar savunmasız olan minicik bir canlıya bu kadar öfkelenmek, onu alıp yerden yere vurmak nasıl açıklanabilir? Bu nasıl hastalıklı bir ruh halidir, cevap bulamıyorum. Kendi içinde nasıl bir karanlık yaşıyor da aynı dünyayı paylaştığı dilsiz bir varlığa bu denli korkunç davranabiliyor?

Gerçekten çok yazık, çok acı, çok korkunç…

Üstelik hayvanlara uygulanan şiddetle ilgili çok şey yazıldı, hala yazılıyor ve belki yazılmaya devam edecek. Çünkü, bu berbat davranışları dışa vuramayacak kadar caydırıcı bir şey maalesef yapılmıyor. Bir Hayvan Hakları Tasarısı var, fakat ne kadar işe yaradığı ortada.

Ve tablo bu şekildeyken barışçıl bir yaşam ortaya çıkarmak hiçbir zaman mümkün olmayacak maalesef.