TBMM Genel Kurulu'nda, yer altı sularında ölçüm sistemi zorunluluğunu düzenleyen yasa teklifinin görüşmelerinde, “Kayseri Şeker Fabrikası” ile ilgili dinleme kayıtlarına ilişkin tartışma devam etti. Tartışmanın fitilini ateşleyen konuşma Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz’dan geldi.TBMM’de yaşanan gergin dakikalar ve konuşmaları olduğu gibi aynen yayınlıyoruz. İşte iki Kayseri Milletvekili ve diğer vekiller arasında yaşanan konuşmalar:
DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) – ...Sayın Elitaş, sizinle ilgili dinleme kayıtlarını ben de dinledim, bütün kamuoyunda yayınlandığı gibi dinledim ve yargıyı etkileme suçunu işlediğinizi iddia ediyorum çünkü siz bir milletvekilisiniz, Grup Başkan Vekilisiniz. Bir yasal dinleme sürecinde, Kayseri Şeker Fabrikasıyla ilgili bir soruşturmada bir dinleme kararı almış mahkeme, o dinleme kararı çerçevesinde "Ali Çamlı" diye bir vatandaş dinlenirken, siz de onunla konuşurken dinlenmişsiniz. Bu yasal bir dinleme kararıdır, öncelikle o konuda hemfikir olalım.
Siz orada diyorsunuz ki: "Sabah gazetesi ve Taraf gazetesinde yapılan yayınları bu nasıl durdurur? Bu hâkim bizden değil miydi?"
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Yayınlar ne?
DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Devamla) – "Bu hâkim nasıl basındaki bu gelişmeleri durdurur? Siz buna neden mukayyet olmuyorsunuz?" anlamına gelen gelecek şeyleri söylüyorsunuz.
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Yayınlar ne? Yayınların içeriği ne?
DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Devamla) – Şimdi, bakın, siz Grup Başkan Vekili olabilirsiniz. Taraf gazetesi ve Sabah gazetesi buna itiraz ederler, eğer yargıç onu uygun görüyorsa kaldırır, uygun görmüyorsa da devam ettirir. Sizin bu konuda alınmış bir tedbir kararına, alınmış bir durdurma kararına "O hâkim bizden değil miydi? O hâkimin kardeşinin işini yapacaktık, iyi ki yapmamışız. Neden böyle yapıyor o hâkim?" gibi bir sorgulamaya hakkınız yoktur.
YILMAZ TUNÇ (Bartın) – İçeriğinin hiç mi değeri yok? İçeriği ne onların, içeriği ne?
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – O gazetelerin yayını ne, onu söyler misiniz?
DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Devamla) – O yönüyle, adil yargılamayı, yargı yapanı etkileme suçunu, Türk Ceza Kanunu 277'yi işlemiş durumdasınız.
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Gazetelerin yazdığı ne, onu söyler misiniz?
DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Devamla) – Tabii buna savcılık karar verecektir. Böyle bir iddia vardır, onların sümen altı edilmesi doğru bir şey değildir. Bu konuda sizin fezlekenizin düzenlenmesi ve Meclise gönderilmesi gereklidir.
DİLEK AKGÜN YILMAZ (Devamla) - Ama sizin vicdanınız elvermeli arkadaşlar. Vatandaşlarımız sizin yaptığınız bu hatayı… (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Sayın Yılmaz teşekkür ediyorum.
MEHMET ŞANDIR (Kayseri) – Sayın Başkan?
MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkanım…
MEHMET ŞEVKET KULKULOĞLU (Kayseri) – Sayın Başkanım…
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkanım, Hatip benim yargıya müdahale ettiğimi, suç işlediğimi, benim hakkımda fezleke hazırlanması gerektiğiyle ilgili bir iddiada bulundu.
Önemli bir iddia, konuyla ilgili açıklama yapmak istiyorum.
MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkanım, önce ben cevap vereceğim.
BAŞKAN – Size de vereceğim.
Buyurun Sayın Elitaş…
MAHMUT TANAL (İstanbul) – Ama önce ben…
BAŞKAN – Size de vereceğim, bir saniye efendim. "Ama"sı yok, sizi direkt ilgilendiren bir şey değil. adınız geçmedi…
MAHMUT TANAL (İstanbul) – Efendim, ben milletvekiliyim, nasıl ilgilendirmez beni?
BAŞKAN – Sayın Tanal, lütfen yani.
MAHMUT TANAL (İstanbul) – Yanlış bilgi veriyor.
BAŞKAN – Lütfen oturun, vereceğim diyorum. Bir saniye efendim…
MAHMUT TANAL (İstanbul) – Ne zaman vereceksiniz!
BAŞKAN – Lütfen…
Buyurun Sayın Elitaş.
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Değerli milletvekillerim, Mayıs 2010 tarihine yazılan yayınlar: "Kayseri Şeker Fabrikasında yolsuzluk, Kayseri Şeker Fabrikasında hanedan, çoluğuna çocuğuna 80 tane araç filosu, yalı, kiralar" söylemek istemiyorum, üzülüyorum, şu kayıtlara geçecek. Yani her vilayette tanıdıklarına alınmış evler. Her vilayetteki tanıdıklarına alınmış evlerle ilgili
MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Yargı sürecindeki bir konuyla ilgili konuşmak ve burada sana cevap verecek kimse yok.
MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Sayın Şandır bakın, yargı sürecindeki gizli belgeler İnternette yayınlanıyor Sayın Şandır.
MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Ama yani kendini savunurken…
MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – O hassasiyetinizi bir milletvekiliyle ilgili konuda göstermeniz gerekirdi.
MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Yargı sürecini etkileyecek beyanda bulunmak…
DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) – İndirim kararı yok o dosyada!
MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Sayın Şandır bakın, rahatsız olmayın Sayın Şandır bu işten, rahatsız olmayın.
DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) – Gizlilik kararı yok.
MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri) – Gizlilik kararı yok Sayın Elitaş.
MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Bakın, değerli milletvekilleri…
MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri) – Gizlilik kararı yok, aleniyet kararı yok Sayın Elitaş.
MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – …bu yolsuzlukla ilgili kısım mayıs ayında yayınlanmış; Zaman gazetesinde yayınlanmış, başka gazetelerde yayınlanmış. Ağustos ayında Takvim, Sabah, Taraf gazetelerinde yayınlanmış, 17 Ağustos tarihinde. Aynı gün, sabah, gazeteyle ilgili yayın durdurma kararı alınmış. Ben de imamı tanırım, en büyük caminin imamı.
MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri) – Tamam da sizinle ne alası var?
MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Bayramlarda gideriz, imamın arkasında kılarız ve Kayseri'de de herkes o imamı tanır. İmamın bir mağazası var. Yanlış şekilde kurgulanmış, senaryolaştırılmış ve başkalarına servis edildiği şekilde değil…
MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri) – Yalan söylüyorsun.
MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – İmam daha önceden tüccar. O imamın olduğu yerde oturur, giderler insanlar sohbet ederler.
MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri) – Yalan söylüyorsun.
MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Orada yargıyla ilgili bir kişiyle tanışmışım. Arkasından açmışım -adı Yıldırım- telefon açmışım.
MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri) – Doğruyu söylemiyorsun. Gerçeği söylemiyorsun.
MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Sus, sen otur yerine, sus!
MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri) – Gerçeği söylemiyorsun.
MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Sen kendi ses kayıtlarından bahset.
MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri) – Benim ses kayıtlarım sizinle ilgili. Sizinle ilgili rüşvet kayıtlarından bahsediyor.
BAŞKAN – Bir dakika… Söz vereceğim. Bir saniye dinleyin.
MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Oturmuşum, demişim ki: "Ya, Ali Hocam, benim seninle mahkeme konuştuğum hâkimin adı Yıldırım, soyadı Bayrak mı?" "Evet."
MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri) – Benimle ilgili konuşma kayıtlarında…
MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – "Ya, ne biçim iş bu? Yıldırım hızıyla bir karar vermiş. Burada yolsuzluk var, hırsızlık var diye mücadele ediliyor. Nasıl bir karar verebilirim?" diyorum.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Kime?
MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Arkasından hoca arıyor hâkimi…
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Eyvah!
MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – "Böyle böyle olur mu? Nasıl olur?" diyor ama o kaseti yayınlayan kişi imamla Yargıtayın, imamla hâkimin…
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – O kısmı sizden duyuyoruz.
DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) – Sayın Elitaş, ne hakla sorgulayabilirsiniz? Hayır, soramazsınız siz.
BAŞKAN – Beyler, lütfen…
MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Sus, bir dakika, dinle.
BAŞKAN – Lütfen, hanımefendi, lütfen…
MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – İmamla hâkim arasındaki benimle ilgili konuşmaları utanmazsa yayınlasın.
DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) – Ama böyle bir şey olmaz Sayın Elitaş, hâkimi etkiliyorsunuz. Bir de bunu savunuyorsun. Size ne?
BAŞKAN – Lütfen… Lütfen… Dinleyin…
MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – İmamla hâkim arasında, imam diyor ki: "Elitaş, gene bu işlerle oluyor, sen kafana göre ver." diyor.
MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri) – Ayıp.
DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) – Yalan söylüyorsun.
MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Hanımefendi… Hanımefendi, bakın, yargıyı etkileyebilmem için hâkimin farklı bir karar vermesi gerekir.
MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri) – Yalan söylüyorsun.
MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Arkasından ben bir demeç veriyorum, demeçte diyorum ki: "Vicdanla cüzdan arasında sıkışmamış bir yargı, yıldırım hızıyla verilmiş ama duygusal olmayan bir karar olmasını dilerdim. Savcılar bunu ihbar kabul etmelidir."
MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri) – Hâkimin farklı bir karar vermesini istiyorsunuz.
MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Siz hukukçusunuz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Haksız ithamlarda bulunmayın.
MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri) – Yanıltıyorsunuz.
BAŞKAN – Lütfen…
MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Ona söyleyin, diğer şeyleri de size bildirsin.
MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri) – Aynen açıklayacağım.
MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Kulaktan dolma bilgilerle yapmayın.
MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri) –Meclis kürsüsünde dinleteceğim, sizin
rüşvet istediğinize dair belge vereceğim.
BAŞKAN – Lütfen, lütfen…
MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri) – Sayın Başkan…
BAŞKAN – Evet, buyurun üç dakika içinde lütfen... Rica ederim, bu konuyu, buradaki kanun konusuyla, fazla uzatmayalım, arkadaşlarımıza bir açıklama…
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Ama Sayın Elitaş istiyor bunu efendim.
BAŞKAN – Siz müdahale etmeyin lütfen. Müsaade edin, ben yöneteyim.
MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; burada Başbakanın temsilcisi bir milletvekilinin yargıyı etkileme suçunu aleni işlemişken, Türk milletinin ve buradaki saygın milletvekillerinin gözünün içine baka baka yanlış konuşması, insanlara yanlış bilgi vermesi, her şeyden önce Türkiye kamuoyunu hafife almaktır, saygısızlıktır.
Şimdi, bir kere, bu görüşme kayıtları gizli değildir. Bu görüşme kayıtları iddianamesi hazırlanmış, bitmek üzere olan bir mahkemeye aittir ve Ankara özel yetkili 12. Ağır Ceza Mahkemesi kararıyla alınmıştır, resmî yollardan alınmıştır ve yasal dinleme kayıtlarıdır, yayın yasağı yoktur.
Şimdi, burada, imamla girdiğiniz ilişki son derece açık. Siz bir kere diyorsunuz ki basın mensupları size sorduğunda: "Ses benim de cümleler benim mi, bilmiyorum." İnsan kendi konuştuğunu bilmez mi? İmamı arayan sizsiniz. Bakın, arayan Mustafa Elitaş, aranan imam. Aramanın konusu ne? Aynı tarihte, Taraf ve Sabah gazeteleri Kayseri Şeker Fabrikası yöneticilerini Ergenekon'un kasası olarak yayınlıyorlar. Haber "Ergenekon'un kasası."
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Yolsuzluğu unutma yolsuzluğu. Tarafta var, Sabahta yok.
MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Devamla) – Yolsuzluk ayrı bir olay, insanları devam eden, şaibeli bir davanın içine sokmak üzere bir tezgâh tertibinin parçası olmaya çalışmak başka bir olay; bunları birbirine karıştırmayın.
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Bu aralar Aydınlıkçılarla muhabbetin çok iyi!
MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Devamla) – Bir tezgâh tertibinin parçası olmak başka bir olay. Siz burada diyorsunuz ki imama "Bu bizim Yıldırım bize ayrı konuşuyor -sizin sözünüz- ayrı karar veriyor." Siz demek ki bu davayla ilgili bu hâkimle görüşmüşsünüz daha önce, hâkim sizi yanıltmış.
Bir de anlamadığım şu: Siz, Taraf ve Sabah gazetelerinin avukatı mısınız da ağlamak için ilk sizi arıyorlar? Ağlama duvarı mısınız siz? Sizi niye arıyorlar?
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Yok. Senin ağlama duvarın! Sen ağladın, onlar ağlamadılar bana. Sen benim yanımda ağladın da onlar ağlamadılar.
MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Devamla) – Bakın, bu devletin mahkemeleri var.
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Kılıçdaroğlu'nun yanında ağladın sen, benim yanımda.
MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Devamla) – Sizin kendi müdürünüz hırsızlıktan üç yıl ceza giydi, hâlen bunu yanınızda çalıştırmakta bir beis görmüyorsunuz.
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sen, benim odamda, Sayın Kılıçdaroğlu'nun yanında hıçkıra hıçkıra ağladın. Sayın Kılıçdaroğlu şahidimdir benim.
MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Devamla) – Sizin ahlak değerlerinizi burada anlatmak benim haddime de değil, vazifem de değil, bunun hesabını siz vereceksiniz.
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Kılıçdaroğlu'nun yanında hıçkıra hıçkara ağladın mı ağlamadın mı?
MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Devamla) – Sayın Elitaş, bakın, bunlar resmî dinleme kayıtları. Diyorsunuz ki: "Kendi dinleme kaydı var mı?" Var, evet, benim dinleme kaydım da var ve sizinle alakalı. Üstelik bu imamın başka bir dinleme kaydı var, onu siz de dinlediniz, o da sizinle alakalı.
İmam diyor ki burada: "Aslında Elitaş'ın şeker fabrikasına düşmanlığı, ilk başta bunlardan 500 bin lira para istemiş, vermeyince de kafayı bunlara taktı." Bunu kim diyor? "Arkadaşım" dediğiniz imam diyor. "Arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim." demişler.
Arkadaşınız imam, bu hâkimle konuşuyor üstelik, başkasıyla değil. "Senin kararı değiştirmeni istiyor." diyor o dinleme kaydında da. Bu tapeden bir sonraki tape. Diyor ki: "Kararını değiştirmeni istedi."
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Var mı öyle bir iddia?
MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Devamla) – "Ya, kardeşim, bu Elitaş niye şekerle uğraşıyor?" diyor. "500 bin lira para istemiş de vermemişler." diyor.
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Böyle bir iddiası var mı?
MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Devamla) – Benim dinleme kaydıma gelince, Kooperatifler Kanunu çıkarken burada canhıraş bir heves içinde…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Devamla) – …koşturuyorsunuz kanun çıksın diye…
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Par Temizlikle ilgili dinlemeni söyle.
MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Devamla) – …çıksın diye uğraşıyorsunuz.
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Par Temizlik'i söyle, Alanya'yı söyle…
MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Devamla) – O arada beni arıyorlar, diyorlar ki: "Elitaş'la ilgili sen niye konuşmuyorsun?"
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Alanya'yı söyle, Alanya'yı!
MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Devamla) – Ben de diyorum ki: "Elimde dinleme kaydı var 'Para isterken' diyorsunuz. "Nedir kardeşim?" "Meclisin kürsüsünden adlarına hesap sormayan namerttir." diyorum.
Teşekkür ederim, saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Kulkuloğlu.
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, bakın, 500 bin lirayla ilgili bir iddiada bulundu.
BAŞKAN – Bir dakika…
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, 500 bin lirayla ilgili bir iddiada bulundu. "Bana 500 bin lira verilmiş de buna bakmamışım." diye. İzin verin, önemli bir töhmet altında bıraktı beni, açıklamam lazım.
BAŞKAN – Pekâlâ…
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bir dakika ya, ne oluyor?
BAŞKAN - Beyler, şimdi bir saniye… Burası mahkeme salonuna döndü, konudan çıktık. Bir saniye…
Şimdi, sadece iki dakika, açıklama için söz vereceğim. (CHP sıralarından gürültüler)
MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri) – Niye söz veriyorsunuz?
BAŞKAN – Bir saniye… Bir saniye efendim.
MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri) – Sayın Başkan, bana yeniden söz hakkı
doğar. Gereğini söylemiştim, 2 kere söz hakkını kullanmıştım.
BAŞKAN – Bir dakika…
MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri) – Madem burası mahkeme salonu değil…
BAŞKAN - Konuşsun, ondan sonra. Dinleyin…
MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri) – Ben söz hakkı talep ediyorum.
BAŞKAN – Sonra da üç arkadaşa ikişer dakika söz verip meseleyi kapatacağım, kusura bakmayın.
MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri) – Takdirlerinizi bekliyorum.
BAŞKAN - Buyurun Sayın Elitaş.
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, imam, hâkimle konuşurken hâkim diyor ki: "Ya, Elitaş bu işlerle niye uğraşıyor?" Çünkü daha önce şirket yönetimiyle irtibatları var. O ses kayıtlarını iyice açıklarsa bunlar var. İmam da diyor ki: "Ya, bu 500 bin lira istemiş, almadığından dolayı bu böyle olmuş."
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Ne?
MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri) – Hayır…
MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – O "Vedat Ali" denilen şahsın hiçbir konuşmasında, asıl parayı verdiği iddia edilen şahsın hiçbir konuşmasında "Ben Elitaş'a şu kadar para vermek istedim." veya "O benden bunu istedi." diye var mı? (CHP sıralarından gürültüler)
MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri) – Hayır, vermediğin için diyor, almadığından dolayı değil.
MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Vedat Ali'yle yan yana gelmişliğim var mı? (CHP sıralarından gürültüler)
BAŞKAN – Lütfen… Lütfen susun.
MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Vedat Ali'yle beraber olmuşluğum var mı, onu söyle sen.
MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri) – Eğer, böyle imamla hâkim arasındaki görüşme, imamla…
MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - O kişiyle ilgili ne bir yan yana gelmişliğim, elini tutmuşluğum dahi yok.
MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri) – Kayseri'deki kanalın sahibiyle konuşma kaydın var mı yok mu?
MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Onun için burada iftirayla karalayamazsın.
MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri) – Bir de getirip Meclisin kürsüsünde yüzüne vurmayan namerttir. Kayseri'de bir kanalın sahibine, Şeker Fabrikasında benim alacaklarım var, bu konuşmayı yaptın mı, yapmadın mı? Onlarca konuşman var.
BAŞKAN – Lütfen yerinize oturun, lütfen…
MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Seni Kayseri de bilir, beni de bilir. Seni Kayseri'de bilir, beni de çok iyi bilir.
MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri) – Bırak şimdi, Kayseri'deki kanalın sahibiyle benim ondan alacaklarım var, o konuşmayı yaptın mı, yapmadın mı?
MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Bakın, şimdi…
BAŞKAN – Sayın Kulkuloğlu…
MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Değerli milletvekilleri, yargıyı kimin etkilediği belli.
BAŞKAN – Lütfen…
MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Yargıyla ilgili konuda…
Ya, sen eğer dürüst bir adamsan, namuslu bir adamsan şu imamla o şirketin genel müdürü arasındaki görüşmeyi yayınlarsın, imamla hâkim arasındaki görüşmeyi, benim hakkımdaki görüşmeleri yayınlarsın. İyi bir adamsan bunları yayınlarsın.
MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri) – İmamla hâkim arasındaki görüşme…
MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Bak ne diyorum, senin Par Temizlikle ilgili görüşmelerini yayınlarsın, Alanya Belediye Başkanına yaptığın baskıları yayınlarsın.
MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri) – Alanya Belediye Başkanıyla ilgili elinde suç varsa kanıtlamayan müfteridir, iftiracıdır.
MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - "Ağabey, geldiğimde beni zor durumumdan kurtar." dediklerini yayınlarsın.
MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri) – Geçeceksin bunları, geçeceksin!
MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Bunların hiçbirini yayınlamıyorsun, kalkıyorsun, kurgu yapıyorsun yolsuzlukla yapılan mücadeleyi Ergenekon'la bağlantı kuran ben değilim.
MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri) – Sensin, sensin!
MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Ergenekon'la bağlantı kuran imam.
MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri) – Hayır, Ergenekon'la bağlantı kuran Taraf ve Sabah gazeteleri.
MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Onun da farkında değilsin. Yargı diyor ki: "Yolsuzlukla ilgili bir kısım…"
MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri) – Taraf ve Sabah gazetelerinin ne sahibisiniz ne de avukatısınız.
Seni Kılıçdaroğlu da bilir, ben de çok iyi bilirim.
Saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Arkadaşlar, Sayın Şandır, lütfen…
İki dakika, şu meseleyi…
Bir dakika, vereceğim.
Buyurun Sayın Şandır.
MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkan, bu tartışma bittiyse…
MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri) – Efendim, "dürüst bir adamsan" diyerek bana hakaret etmiştir.
BAŞKAN - Efendim, bir saniye bekler misiniz? Grup Başkan Vekiliyle görüşüyorum.
Buyurun.
MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Efendim, bu tartışma bittiyse benim dikkate sunduğum konuyla ilgili son birkaç cümle söyleyeceğim ama önce bu tartışmayı bitirin. Bu tartışmayla benim ilgim yok.
BAŞKAN - Pekâlâ.
Sayın Kulkuloğlu, lütfen iki dakika içerisinde ve artık karşılıklı ithamı bırakalım. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)
MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri) – Şimdi, Sayın Başkan, o dinlemelerde sadece ben yokum. Sayın Elitaş var, Sayın Metiner var. O dinlemelerde kimler yok ki; AKP'nin sayın bakanları var, AKP'nin sayın bakanlarıyla girilmiş ilişkiler var, Şeker Kanunu'nda, Elitaş'a rağmen kanunu durdurmak için AKP milletvekillerinin yaptığı çabalar var. Bunlar resmî dinleme kayıtları, 7 bin tane. Devletin hâkimi, savcısı, bunlarla ilgili resen suç duyurusunda bulunmak yerine rafa kaldırmış. Suç unsuru tespit edilmiş olmasına rağmen "Konuyla alakası olmadığı için adli arşive filan numarayla kaydedilmiştir." diyor.
Benim suçum…
RECEP ÖZEL (Isparta) – Öyle bir şey yok.
MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Devamla) – Efendim, iddianamenin 299'uncu sayfası, ikinci paragraf, okuyun lütfen.
Benim suçum, halkın adına buraya gelip hesap sormak. Bu naneleri karıştıranlar, beni dürüst olmamakla suçlayanlar, kendi konuştuğunu dahi idrak edemeyenlerin hiç mi suçu yok? "Hâkim bana ayrı konuşmuş, ayrı karar vermiş" diyor. "Bu bizim Yıldırım lan" diyor. Böyle bir konuşma olabilir mi? "Ben şimdi Taraf'la Sabah gazetelerini arıyorum, avukatlarını yarın göndersinler." diyor.
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Kim diyor?
MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Devamla) – İmam.
Siz de diyorsunuz ki; "Tamam, ben şimdi Taraf gazetesini arıyorum, yarın yanına gelsinler hâkimin."
Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkürler.
MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkanım…
BAŞKAN - Sayın Tanal, siz ne için söz istiyorsunuz? (Gürültüler)
Bir saniye arkadaşlar…
MEHMET CEMAL ÖZTAYLAN (Balıkesir) – Sayın Başkanım, yeter artık, burası mahkeme değil ki! Kavgalarını başka yerde halletsinler, bize ne!
BAŞKAN – Tamam, anladım efendim, oturun lütfen. Doğru, doğru, haklısınız.
MEHMET CEMAL ÖZTAYLAN (Balıkesir) – Yeter artık söz verdiğiniz!
BAŞKAN - Buyurun Sayın Tanal, siz ne için söz istiyorsunuz?
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Başkanı azarlamak usulden mi? (Gürültüler)
BAŞKAN –Arkadaşlar oturun.
Buyurun Sayın Tanal.
MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan, Sayın Elitaş yanlış bir açıklamada bulundu, o açıdan bir açıklama yapmak istiyorum.
BAŞKAN – Yani, sizinle ilgili mi bir şey söyledi?
MAHMUT TANAL (İstanbul) – Evet, evet. (CHP ve AK PARTİ sıralarından gürültüler)
BAŞKAN – Hayır, kusura bakmayın, sizin adınız geçmedi.
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, neyi yanlış açıklamışım?
MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan…
BAŞKAN – Hayır, kusura bakmayın…
Sayın Şandır, buyurun efendim.
Bu mevzuyu kapatıyorum, lütfen.
Sayın Şandır geçin.
MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan, sizin bu tutumunuzdan dolayı 63'üncü madde uyarınca söz istiyorum. Yanlış yapıyorsunuz, yanlış.
BAŞKAN – Hayır, hayır, hayır.
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, az önce konuşmacı imamın benimle ilgili 500 bin lira aldığını iddia ettiğini söyledi.
MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri) – Konuşma kayıtlarında var efendim, ben iddia etmiyorum, konuşma kayıtlarını açıklarım.
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Bakın, o kişiye diyorum ki: "O imamın Sayın Baykal'la ilgili söylediklerini de yayınlasın." diyorum. Bakın, diyorum ki: O kişi, o imamın…
MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri) – Benim şeker fabrikasında yaptığım görüşme kayıtlarında, Sayın Elitaş'ın haraç keseceği…
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Laf kalabalığına getirme.
O imamın Sayın Baykal'la ilgili söylediklerini de yayınlasın diyorum. O zaman ne ciddiye alındığını anlar.
BAŞKAN – Söyledikleriniz zapta geçti efendim.
Sayın Hamzaçebi, buyurun.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, Sayın Elitaş konuyu başka bir mecraya çekerek…
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Ben çekmedim, oradan laf attılar. Haydar Bey laf attı.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – …Partimizin eski Genel Başkanı Sayın Deniz Baykal'a bir sataşmada bulunmuştur.
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Hayır, bir şey demiyorum, yayınlasın diyorum.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Grubumuza bir sataşmadır bu. Söz istiyorum efendim.
BAŞKAN – Lütfen, iki dakika içerisinde…
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ortada Sayın Şevki Kulkuloğlu'nun bir iddiası var. Bu iddiaya karşılık da Sayın Elitaş kendini savunuyor.
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Savunmuyorum, bilgi veriyorum.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Şimdi, ben olayın esasını burada dinledim. Bir insan kendini savunurken olayı anlatır yani eğer "Sayın Baykal'la ilgili söylediklerini de açıklasın Kulkuloğlu." diyorsa…
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – İmamın ciddiyetini anlayın diye, Sayın Hamzaçebi.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – "Evet, yani benle ilgili birçok şey söylemiş, onlar doğru ama bir de Sayın Baykal hakkında söylediklerine bakın." Bu yakışıyor mu? İnsan gelir, kendisini burada açıklıkla savunur. "Bunlar kesinlikle yalandır. Bunu söyleyen imamdan, şundan, bundan mahkemede hesap soracağım. Dava açtım, açıyorum." her neyse… Savunma budur. Savunma başkalarına leke atmak üzerine kurulmaz, bu yanlıştır, bunu kınıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
Yani, Sayın Deniz Baykal'la ilgili olarak oralarda bir şey var mıdır, yok mudur bilemem, varsa da her ne ise kesinlikle ciddiye alınabilecek bir olay değildir.
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Aynen öyle, aynen katılıyorum.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Eğer olsaydı, 50 kere bunu medya yazmıştı zaten. 50 kere medya yazmıştı, 50 kere gündeme getirilmişti.
Ben bunu Sayın Deniz Baykal'a ve Cumhuriyet Halk Partisi Grubuna bir saygısızlık olarak alıyorum.
Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkürler efendim.
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkanım, konuyu uzatmak istemiyorum, izin verin…
Sayın Hamzaçebi doğru söyledi. Müsaade edin, izin verin o konuya bir açıklık getireyim. Bir dakika yeter. Doğru söylediği konusunu teyit etmem gerekiyor.
BAŞKAN – Sayın Başkanım, burada kessek.
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Bir dakikada bitiriyorum.
BAŞKAN – Peki, bir dakika size…
HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Şu eşitliğe bakar mısınız?
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – "Doğru söyledi" diyene de söz veriyorsunuz, bravo vallahi!
MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri) – Sayın Başkan, o konuşmalarda Sayın Baykal'la ilgili imamın hâkimle ve diğerleriyle konuşmaları var ve Sayın Baykal hakkında methiyeler düzmektedir, AKP Grubuna hakaretler etmektedir.
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Değerli Başkanım, ben Sayın Hamzaçebi'den şunu beklerdim: Burada, bu milletvekili konuşurken Sayın Metiner'e dönüp "Senin de ses tapelerin vardı." diye ifade etmesine itiraz etmesini beklerdim.
MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri) – Var çünkü. Siz diyorsunuz ki "Ortada yolsuzluk var." Beni itham ediyorsunuz. Sayın Metiner sarmaş dolaş…
BAŞKAN – Bir dakika efendim, bir dakika.
MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Bakın, benimle ilgili "500 bin lira aldı." diye iftirada bulunan şahıs imamı şahit gösteriyor, imamı şahit gösteriyor.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Yahu, sen de bütün imamları itibarsızlaştırıyorsun!
MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Ben diyorum ki: Bu imamın ne kadar ciddiye alındığını anlayın ki, bu adamın herkesle ilgili yalan yanlış iftiraları var.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Öğretmen olsa öğretmen mi diyeceksin? Ya sen de bütün imamları itibarsızlaştırıyorsun.
MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Burada, ben, Sayın Baykal'ı gündeme getirmeyi arzu etmem.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Vallahi, billahi imamların hepsi sizden nefret etti yahu! Yapma gözünü seveyim!
MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Ama, bakın, Sayın Hamzaçebi…
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Öğretmen olsa devamlı öğretmen mi diyeceksin?
MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – ...burada, bana bu uyarıyı yaparken bu konuyla ilgili…
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Neden bütün imamları zan altında bırakıyorsun?
MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – …bir milletvekilinin, AK PARTİ yöneticilerinin, AK PARTİ milletvekillerinin, benim, farklı bir şekilde -ben yolsuzlukla mücadele ediyorum- sanki diğer milletvekilleri, bakanlar yolsuzlukla kol kola gidiyorlar, peşkeş çekiyorlar gibi ifade kullanırken bunları uyarmanız gerekirdi ama söylenen sözün ciddiyetinin altını çizebilmek için, beni töhmet altında bırakan bir durumu ortadan kaldırabilmek için, o imam denilen…
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bu kadar imam-hatip mezunu var aranızda. Bir kişi çıkıp da bir meslek grubunu bu kadar itibarsızlaştırmaya…
MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri) – Salı günü hakkınızda suç duyurusunda bulunacağımı açıklıyorum.
MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Onu da yayınla, 500 bin liralık kısmı, de ki: "Mustafa Elitaş 'ş…' diye, nokta nokta gelen kısım var ya, onu da yayınla, o imamla ilgili yalan söylediğini, tazminat davasını açayım. Seninle ilgili davayı açtım biliyorsun.
MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri) – Hayır, dava değil savcılığa bir suç duyurusu.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – İsmini söyle ismini, bütün imamları zan altında bırakıyorsun.
MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri) – Suç duyurusu…
MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Hayır, seninle ilgili Ceza Kanunu'nun 130'uncu maddesine göre dava açtım biliyorsun, o konuyla ilgili arkadaşlar var, onlar bakarlar. Ama dilerdim ki, burada bir milletvekillinin, yasal olarak dinlemeye alınan biriyle…
MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri) – Birden fazla kişiyle…
MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – …yaptığı konuşmayı kalkıp da Aydınlık gazetesine yaltaklanacağım diye, Aydınlık gazetesine "Ben bunlarla bunu yapacağım." diye kalkıp da bu yayını yapmak yanlış. Ne alakası var bu işin? Ne alakası var? Olmuş bitmiş.
MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri) – Birazdan söyleyeceğim ne alakası olduğunu.
MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Adam yolsuzluktan mahkemeye gidiyor…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – ..adama yolsuzluktan dava açılmış, bununla ilgili, kalkıyorsunuz beni eleştiriyorsunuz ve bu şahsın yayınlarını durdurmuyorsunuz, ben de sizi kınıyorum.
BAŞKAN – Sayın Elitaş teşekkür ediyorum.
MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri) – Takdiri size bırakıyorum, söz hakkı…
BAŞKAN – Sayın Kulkuloğlu siz neye itiraz ediyorsanız oradan söyleyin.
MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri) – Efendim, benimle ilgili "Aydınlık gazetesi hizmet ediyorsun." diyor, sataşıyor. "Yaltaklandı." diyor,
benimle ilgili, onurumu kıracak sözler sarf ediyor.
BAŞKAN – Peki, bir dakikalığına siz…
MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri) – Hayır efendim, ona kaç dakika verdiyseniz…
BAŞKAN - Ama, bu son olsun artık, yetti yani bundan sonra…
MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri) – Ona ne kadar verdiyseniz o kadar.
BAŞKAN - Hayır… Bir dakika…
MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri) – Hayır efendim… Adil olmanız gerekiyor.
BAŞKAN – Bir dakika süre verdim, size de bir dakika veriyorum.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – İki dakika veriyorsun! İki dakika konuştu!
BAŞKAN – Hayır, kusura bakmayın!
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – İki dakika…
BAŞKAN - Hayır, bir dakika verdim.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Hayır, iki dakika verdiniz.
BAŞKAN – Hayır efendim, bir dakika verdim. Son konuşması bir dakika. Kusura bakmayın. Yeter… Yeter, Allah aşkına ya!
MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri) – Sayın Elitaş, bir kere, bu tek konuşmanız değil, bir. Burada, Kayseri'de bir yerel kanalın sahibiyle…
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Üç konuşma, üç…
MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Devamla) – Hayır, hayır, hayır… Kanal sahibiyle iki, imamla iki konuşmanız var; dört konuşmanız var. Tamamı, Şeker Fabrikası yolsuzluğuyla alakalı. İmamla konuşmalarınız, bu Taraf ve Sabah gazetelerinin avukatlığı ve Ergenekon'un kasası olarak gösterilen haber üzerine, kararın değiştirilmesi yönünde baskı kuruyorsunuz. Kanal sahibiyle, yerel kanal sahibiyle yaptığınız görüşmede de kanalın sahibi, Şeker Fabrikasından alacağı olduğunu… "Elitaş, biraz üzerine gitme. Ne emrin varsa yerine getireyim." diyor. Siz de "Tamam, sen öyle diyorsan ağam, ben de üstüne gitmem." diyorsunuz.
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Yerel kanalın sahibinin adını da söyle de sana dava açsın!
MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Devamla) – Yani burada anlaşılıyor ki dar alanda kısa paslaşmalar söz konusu.
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Yerel kanalın adını söyle! Yerel kanalın sahibinin adını söyle!
MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Devamla) – Siz lütfen, onurlu bir siyasetçi olarak çıkın, burada, sizinle ilgili bu ithamları, kendi sesinizden… Ben de ses kayıtları da var, isterseniz burada dinletirim de.
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Dinlet, dinlet!
MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Devamla) – Kendi sesinizi tanırsınız.
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Bilirim.
MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Devamla) – Kendinizi de tanımış, kendinizle yüzleşmiş olursunuz, tüm Türk milleti de bunu görmüş olur sayenizde.
Şimdi, lütfen, çıkın, önce, onurlu, ahlaklı bir siyasetçi olarak sizinle ilgili, mahkeme kayıtlarına yansımış resmî belgelerdeki suçlamaları, benim tarafımdan konulan iddiaları cevaplayın, oraya buraya sataşmayın. Benimle ilgili konuşma da yine sizinle alakalıdır. Kooperatifler Kanunu'na geldiğinde, beni aramışlar bulamamışlar. Fabrikanın sahibiyle…
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Par Temizliği söyle, Par Temizliği…
MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Devamla) – Bırak oraları, önce bunu…
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Par Temizliği söyle!
MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Devamla) – Önce bir bunu temizle, ondan sonra oraları da konuşuruz. Önce şunu bir temizle, önce bir aklan buradan…
Orada diyor ki bana: "Yahu, niye sen kürsüde bizi savunmadın?" Kardeşim, sizden para istediğine dair kayıt varmış elinizde demediniz mi? "Evet, dedik." diyor. E niye getirmiyorsunuz? Getirin Elitaş'ın sizden 500 bin lira isteğindeki -650 bin lira iddiası da var- belgeyi, çatır çatır, milletin kürsüsünden, milletin gözünün önünde kendisine sorayım diyorum.
Lütfen, önce onurlu ve haysiyetli bir siyasetçi olarak kendinizi savununuz, sonra başka yerlere çamur atınız.
Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Şevki, kayınpederinin…
ARA
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan, hatip üç kere ismimi söyledi, özellikle konuşurken de "yargılandınız" diye bir ifade kullandı. Müsaade ederseniz…
BAŞKAN – Buyurun efendim, buyurun.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Dükkân sizin zaten.
İmamlara bulaşma da ne yaparsan yap.
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri: bu konuyu uzatmak istemiyorum çünkü oradaki konuşan şahıs, benimle konuşan… Biz, imamı iyi bir imam diye biliyorduk, arkasında da namaz kıldık.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bak yine "imam-hatip" dedi ya.
MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – En büyük caminin imamı. Ama benimle konuştuklarıyla, benim hakkımda başkalarıyla konuştukları içler acısı, rezalet bir şey.
Bana diyor ki: "500 lira istemiş de vermemiş, 650 bin lira olmuş da şunu olmuş…"
MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri) – Sayın Elitaş, siz imamın bütün konuşmalarını dinlediniz mi acaba?
MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Elhamdülillah, bugüne kadar, bilerek şuradan bir kör kuruş geçmedi. Hiçbir konuda yolsuzluk ve rüşvet iddiasında kimse benimle ilgili bulunamaz. Namusumla, şerefimle iş âleminde bulundum, bir kişiye borcum yoktur.
MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri) – Sayın Elitaş, siz imamın bütün konuşmalarını dinlediniz mi? Sayın Elitaş, imamın bütün konuşmalarına kefil misiniz?
MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – İş âleminde bulundum, hiç kimseyle ihtilafım yoktur. Ama alın terimle para kazandım. Milletvekilliği yaptım, on yılı geçti, hiç kimse bana "Şunu şöyle aldın, bununla ilgili şunda aracılık yaptın." diye bir iddiada bulunamaz. Hamdolsun rüşvet yemedim, yiyene de fırsat vermedim. Kim var yolsuzluk yapıyor, peşinde mücadele ettim. "Kayseri Şeker Fabrikasında yolsuzluk var." dedim. İl Başkanı olduğum gündem bu tarafa o işle uğraştım. Ama kalkıp da biri ekmekleri kesilince, birileri, emniyet teşkilatından, yargı teşkilatından, şuradan buradan herkesin ekmeği kesilince bununla ilgili bana çeşitli ithamda bulundular. Bakın, daha beni satın alacak parayı bankalar basmadı, Rabbim o parayı yaratmadı daha. Alnım açık söylüyorum, beni satın alacak parayı Rabbim daha yaratmadı.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkürler.
MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri) – Sayın Başkan "Ekmeği kesildi." dedi…
BAŞKAN – Kâfi Sayın Kulkuloğlu. Sizinle ilgili hiçbir şey söylemedi.
MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri) – "Ekmeği kesildi" diyor. Olur mu öyle şey?
BAŞKAN – Hayır. Lütfen yerinize oturun!




