Kitabı Dergâh Yayınları neşretmiş. Mustafa Tatçı, Musa Yıldız, Kaplan Üstüner hazırlamışlar. 2006 tarihli birinci baskı elimdeki. Mevlid-i Şerif için; “… bî-nihâye dekâyık (incelikleri) ve hakâyıkı (gerçekleri) cami bir eser-i nefis olup, muhtevi olduğu ebyat-ı gâmızanın (incelikli beyitlerin) her biri birer umman-ı bî-pâyandır.” Tespitini yapmış Şârih Hazretleri. Eser bu günkü harflerle, indeks dâhil, altı yüz atmış dört sayfa.
“Allah adın adı zikr idelüm evvelâ
Vacib oldur cümle işde her kula”
Beytinin –ki Mevld-i Şerif’in ilk beytidir- şerhi on sayfada yapılmış. Öylesine ihatalı ve titiz. Mübarek adeta her kelimeyi kemaliyle şerh etmiş. Dili başlı başına bir lezzet. Kadim anlayışımızı tatmak isteyenlere emsalsiz bir kaynak. Bu hafta bu güzide eserden birkaç iktibas arz edeyim.
“İlmin şerefi, malumun (ilmin konusunun) şerefine göredir. Zikrin şerefide mezkûrun (anılanın) şerefine tâbidir.”
“Hakikat nokta-ı nazarından tedkîk olunursa tarîk-i aşk, semt-i mâşuka giden yolların en kısasıdır.”
“Cenâb-ı Fahr-i âlem (sav) Efendimiz Hazretleri buyurmuşlardır ki Allahu azîmü’ş-şanı halk eylediği şeyde tefekkür ediniz. Allahu Teâlâ’yı zâtında tefekkür etmeyiniz. Zirâ mütefekkirin tefekkürü mahlûkta câridir. Hâlık’ın zâtında değildir.”
(Âşık Paşa’nın Garibnâme’si ve Süleyman Çelebi’nin Mevlid’i) “Bu eserlerin vezni Mesnevi-i Şerif ebyatı veznindedir.” (Parmak hesabıyla; 11 hece, aruzla; fâilâtün, fâilâtün, fâilün)
“İnsâna lâyık olan insânlığını bilmektir. Bilmeğe çalışmaktır. Ahlâk-ı hasene ile mütehallî (bezenmiş) olup, vücûd-ı pâkini levs-i mâsivâ (her şeyin kiri) ile mülevves (kirlenmiş) etmemektir. (Ben cinleri ve insânları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım. Zâriyât/56) âyet-i celîllesinin delaleti üzere, mertebe-i ubudiyette Cenâb-ı Hakk’a abd-i sâdık olmaktır.”
“Tevâzu mahallinde masruf (sarf dilmiş) olmak üzere ahlâk-ı cemiledendir.”
“İstanbul’da ilk defa şeb-i mevlîd-i nebevîyi kanâdil ile ihya eden 1577 senesinde Sinan Efendi yerine Koca Mustafa Paşa hângâh-ı şerifinde seccâde nişîn olan merhum Şeyh Hasan Efendi Hazretleridir. Müşarünileyh erbâb-ı vera ve takvâdan bir zât-ı fez’ail-nihâd olup leyle-i mübârekeyi ihyâ etmeği öteden beri mutâd eylemiş ve bu cemîle-i ihtirâmkârı Firdevs-i âşiyan Sultan Murâd-ı Râbi hazretleri tarafı şâhanelerinden dahi tensîb edilmekle kâffe-i memâlik-i Osmâniyye’de leyâl-i mukaddesenin bu tarz-ı nûrâniyette tebcil ve ihyâsı emredilmiştir. Müşarünileyh Hasan Efendi leyle-i mevlide şeref-müsâdif bir şeb-i mübârekte kemâl-i aşk ile çekdiği âh-ı âteş-nâk ile terk-i cihân-ı hayât-ı müsteâr eylemişdir.”
Kitap aynı zamanda bir Peygamber şiirleri güldestesi. En güzel mısraları, en güzel beyitleri toplamış şerhinde Şârih-i mübârek. Mesela Nâbi’nin harikulade beyti gibi.
“Duyunca makdem-i teşrifin Âdem sulb-i pâkinden
Değişdi habbeye bağ-ı cinânı yâ Resûlallah”
Şârih-i muhteremin şiir gibi ahenkli, umman gibi geniş ve derin manalı cümleleriyle bitirelim yazıyı: “Hakîkat-ı cemâl-i enver-i Ahmedîden lisân-ı kâl bahsde âcizdir. Bu sebepten ne yazılsa hakikatten ziyâde mertebe-i acz kendini gösterir.”