Bilinçlilik gerektiren yazma eylemi iki olmazsa olmaz unsurdan oluşur. Yazan ve okuyan. Yani görülmek isteyen ve gören. Yazma teşebbüsünde bulunan herkes birileri tarafından okunacağı ümidiyle yazıya başlar. Yani fark edilmek görülmek ister. Yazan insanlar kalemlerinden dökülen kelimelerle kendi iç alemin hayattan topladığı artılarını ve eksilerini, benliklerini duygu ve düşüncelerini anlatırlar. Yazılan her kelime yazarın atılmış birer imzasıdır. Çünkü kelimelerin kaynağı yazan insandır.

Hayatlar kelimelerden değil; kelimeler hayattan çıktığı için her kelime insanın kimliğidir, tanımlayıcısıdır. İnsan zihnindeki ve kalbindeki birikimleri kelimelere yükleyerek içindekileri dışarı sızdırmıştır. Yazan insan hem duygu ve düşüncelerini dışa vurma imkanına kavuşmuş hem de kendisini daha iyi tanıyabilme ve tanıtabilme imkanını elde etmiştir.

Bugünlere seslenip yarınlara kalmayı isteyen her birey yazmayı bir yaşam şekli haline haline getirmiştir. Yarınlara kalabilmek için yazan insan aynı zamanda karanlıkları devirmekte ve aydınlık bir çağın kapılarını açmaktadır. Yazan insan kendini devamlı yenilemek zorundadır. Kendini devamlı geliştirmek zorundadır. Bu da araştırma ruhuna sahip aydın bir sınıfın oluşmasını sağlamaktadır. Oluşan aydın sınıf yazarak ufkunu genişletmektedir. Yazmayı bir heves değil vazife olarak algılayan aydın sınıf kalemle yaptıkları fetihlerin tarihe mal olacağını, ebediyete ait olacağını bilirler.

Bu aydın sınıf yazmayı bir görev bildiği için ilham perisinin gelmesini beklemeden kalemi ellerine alırlar. Onlar için yazmak bir zorunluluktur aslında. Yaşayabilmeleri için. Yazmayı zaruret gören insanlar kendilerini devamlı aydınlatmakta ve kendisini okuyanlarında aydınlanmasını sağlamaktadır.

Yazı yazan insan tarihe not düşmüştür. Yazmanın değerine vakıf olan insanlar sözün cazibesine kapılarak inanmadıkları bir hayatı görülmek istediklerine yansıtmamışlardır. Yazan insan hayatını tanıyarak, anlamlandırarak hayatın manasına ulaşır. İnsan için görmek ve görülmek mühim bir ihtiyaçtır. Bu ihtiyacı karşılamak içinde en kestirme yol olarak yazmayı seçmişlerdir.

Yaradılışın esamisinde kaynaklanan görülmek isteme duygusu insanın bilinçli bir halini ortaya koyan yazma eylemine yönelmesine sebebiyet vermiştir. Bu da insan için bir ihtiyaç olduğunun göstergesidir. Şuurlu olduğunu iddia eden her kişi yazmaya mecburdur. Çünkü yazmak şuurlu, bilinçli kişilere mensup bir eylemdir.

Düşüncelerimizi yazı aracılığıyla doğru bir şekilde aktarabilmek ümidiyle...