Şikayetlerin aslında belli başlı konuları yalnızlık, maddiyat,insanlar ve davranışları vb...
Peki gerçekten yalnızlar mı? En kuytu, en karanlık, ıssız yerlerde kendilerinin yalnızlıkla sınandıklarını sanırlar. Herkesten ve her şeyden kaçmak isterler ve bir an için bunu başardıklarını sanırlar. Kimse görmedi, duymadı diye olur olmadık işler yaparlar.
Sözde namus bekçileri ama sokakta veya başka yerde güzel, hoş, alımlı bir bayan görmesinler hemen salyaları akar fakat aynı durum kendi başlarına gelse onlardan namuslusu yoktur.
Gerçekten ne kadar kolay değil mi insanları yaptığı bir davranışından dolayı veya dış görünüşünden dolayı karalamak. Aslında o insanla bir süre muhabbet ettikten sonra düşündüğümüzden ve göründüğünden ne kadar farklı olduğunu görebiliriz. Peki neden bu şekilde düşünüyorlar? Aileden gelen bir yetişme tarzı mı yoksa çevrenin etkisi mi?
Kişi bu konuda asla kendisini suçlamıyor. Yaptığı her zaman doğrudur çünkü çevresi onu hep onaylamıştır. Çevresi dediğime bakmayın o çevre de onun gibi birkaç arkadaşından başka bir şey değildir. Yani; “BOZACININ ŞAHİDİ ŞIRACI” hesabı...
Değişmeyi hiçbir zaman düşünmezler çünkü o şekilde güçlü olduklarını düşünürler. Yaptıklarının her ne kadar yanlış olduğunu bilselerde çevre korkusundan doğruyu yapamazlar. Sözde cesur ve korkusuzlar evet aynen böyleler ama kendi küçük karınca çiftliklerinde bu şekilde davranabilirler. Gerçek dünyaya çıktıklarında çiftlikteki gibi davranamazlar çünkü tek başlarınadırlar.
Bu düşüncelerin değişmesi lazım hemen değişemez zaten bunu istemekte çok yanlış olur.