Kaçarken bir polisi aracın ile metrelerce sürükle, ağır yarala…
Günler sonra Yunan sınırında kaçarken sahte kimlik, pasaport ve 10 bin Euro ile polis tarafından yakalan…
İtirafçı olan bir avukat ile bir mahrem imamı senin kod adı kullandığını söylesin, onlardan sorumlu olduğunu söylesin, onlara kod adı koyduğunu söylesin.
Adliye’ye sevk edilirken Allah’ın tokadı yok ya; pantolonun düşsün… Basın da bu yaşananları küçücük yorum katmadan yazsın…
Evet yukarıda bahsettiğim kişi FETÖ suçlaması ile yakalanan işadamı İsmail Çelik. Yaklaşık 7 ay önce yaşanan bu olayları ben yazdım… Ulusal medyada sayfalarca haber oldu.
Tek bir yorum katmadım ve bugüne kadar mahkeme sürecini sonuna kadar takip ettim.
Hatta bu kadar delil olmasına rağmen, bu kadar suçu sabit olmasına rağmen doğru olan neyse o kelimeyi kullandım. Mahkeme sonuna kadar sürekli şüpheli olduğunu, FETÖ zanlısı olduğunu belirttim haberlerimde…
Objektif bir gözle her duruşmasında yaşananları, mahkeme zaptına geçenleri hiçbir yorum eklemeden haberleştirdim…
Hatta tarafsız gazetecilik gereği sanığın iki avukatından birisi ile görüşüp, bu adamın neden polisi aracı ile sürüklediğini, neden kaçmaya çalıştığını sordum. Avukat, ‘Polis ile helalleştiğini, onların alacaklı olduğunu düşündüğü için kaçtığını’ söyleyince o sözlerin yer aldığı Emniyet ifadesini verirse bunu da kaleme alacağımı ve kamuoyuna duyuracağımı belirttim.
Duruşmanın karar gününe kadar o ifadeye ulaşamadım. Bugün bu davanın karar günüydü. Sanık suçlamaları kısmen kabul etti ve itirafçı olduğunu söyledi. Bildikleri her şeyi anlattı…
Sonraaaaaaa sanığın avukatlarından diğeri mahkemede çıkıp, avukatını savunmak yerine basına çatsın. O kadar masum ki müvekkili, basını yaptığı haberlerden dolayı kınadığını söyleyerek basını hedef göstersin. Duruşmada sanığın yakınlarının ve izleyicilerinin tüm gözleri basına çevrilsin.
Mahkeme sanığa ‘silahlı terör örgütü üyeliği’ suçundan 12 yıl hapis cezası ile indirim maddesi uygulamadı.
Karar sonrası o avukatın sözlerinden etkilenen sanığın ağabeyi olduğu öğrenilen kişi ben otururken yanımdan geçtiği sırada ayağıma tekme atmaya kalksın, sanığın oğlu yanımızdan geçerken yumruğunu sıksın.
Nasıl avukat bey?
Güzel mi bu anlattıklarım? Hukuk yolunda ‘Gereğini yapacağız’ diye tehditkâr konuşmalarınızın sonunda basın mensuplarının sanık yakınları tarafından kılına zarar gelse ne yapacaktınız?
Tek diyeceğim şey… Yazıklar olsun… Yazıklar…