Selevkoslar, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular, Ermeniler, Fransızların Kıbrıs Krallığı, Karamanlılar ve Osmanlılar daha sonda son olarak Türkiye Cumhuriyeti hakimiyetine giriyor, yapılan araştırma ve kazılarda, ilk yerleşimin M.Ö. 4. Yüzyılı işaret ettiği görülüyor.
Evet, yukarıda bahsettiğim bu efsanenin, bu hikayenin anlatıldığı mekan; Kız Kalesi...
Haftasonunu, Kız Kalesi’ni içerisinde barındıran Mersin’in Erdemli ilçesinde geçirdim. Kayseri’den bir grup meslektaşım ile Erdemli Belediye Başkanı Mükerrem Tollu’nun ev sahipliğinde 4 yıldır geleneksel olarak düzenlenen Kız Kalesi Medya Günleri programına misafir olduk.
İlk olarak başkan Mükerrem beye şükranlarımı ve teşekkürlerimi sunmak istiyorum. Öylesine güzel bir program icra ediyor ki yaklaşık 20 ilden yüzlerce gazeteciyi, akademisyenleri bir araya getirtiyor, kaynaşmalarına vesile oluyor, birlik ve beraberliği pekiştiriyor. Hatta Kayseri’de tanışma fırsatı bulamadığım ERÜ akademisyenleri Doç. Dr. Mustafa Koçer hocam ve Çukurova Üniversitesi’nde göreve başlayan Dr. Filiz Yıldız ile tanışıp, sohbet etim.
İlk defa katılma şansı bulduğum medya günleri programında çok güzel 3 gün geçirdim. Kısaca gezimizden ve izlenimlerimden bahsetmek istiyorum.
Kayseri’den meslektaş büyüğümüz Süleyman Keskin ağabeyimizin başkanlığında, Selma Kara, ben, Olcay Düzgün, Samet Aydın Sun, Derya Deniz Özkan, Kübra Hasçalık ve kaptanımız Samet Ekici ile Mersin yollarına düştük. Keyifli bir seyahatin ardından otelimize yerleştik. Sonbaharın yüzünü gösterdiği şu günlerde Mersin Erdemli’nin havasının muhteşem olduğunu söyleyebilirim. İlk gün panele katıldık. Değerli akademisyenlerin sunumları öncesi Türkiye Gazeteciler Federasyonu Genel Başkanı Yılmaz Karaca’nın konuşması dikkatimi çekti. Yerel basının yaşanan ekonomik kriz yüzünden son halini anlattı, böyle giderse yaklaşık 3 aya kalmaz Anadolu’da 250-300 gazetenin kapısına kilit vuracağı gerçeğini yüzümüze çarptı adeta. Söylediklerinde yerden göğe kadar haklıydı. Bence değil yerel, ulusal basının hali içler acısı. 3 saati aşkın panel aslında daha çok verimli ve elverişli geçebilirdi. Ancak az önce anlattığım durumlar yüzünden katılımcıların çoğunun gazete patronu olması nedeniyle de panelin büyük bir kısmında bu konu üzerinde duruldu. Yani patronların son hali konuşuldu diyebiliriz.
Kimse çalışanın derdini sormadı, İşsiz iletişim mezunu yüzlerce üniversiteliler ne halde? Bu öğrencilerin çoğunun 4 yıl bu bölümün okulunu okuyup da haber dahi yazmayı neden beceremediği, neden yerel basında kalifiye elemanın çok yetişemediği gibi konuların hiçbiri konuşulamadı.
Dediğim gibi gazete patronları yaşadıkları illerdeki ekonomik sıkıntıdan bahsetti ve bir panelist dahi çıkıp cevap veremedi, çünkü bilim adamlarının bu sorulara verecek cevabı yoktu. Meslektaşlarımız sanki karşılarında iktidar ya da hükümet yetkilileri var gibi dert yandı maalesef.
Neyse panel bu havada sona erdi, ikinci güne gelelim. Söyleşi vardı, söyleşide ünlü meslek büyüklerimiz TRT anahaber sunucusu Zafer Kiraz beyfendi, spor spikeri Erdoğan Arıkan ve Bengütürk Genel Yayın Yönetmeni Metin Özkan deneyimlerini anlattı. O söyleyişinin de bana çok şey kattığını söyleyebilirim. Bu meslekte Zafer Kiraz’dan beyfendiliği, Erdoğan Arıkan’dan sabırlı olmayı, Metin Özkan’dan da gazeteci duruşunu öğrendim.
Öğleden sonra Kanlıdivane antik kent gezisine katıldık. Oraya ulaştığımızda bizi cehennem obruğu gibi ürpertici, kocaman bir çöküntü ile üzerinde antik bir yapı karşıladı. Hemen hikayesini merak edip araştırdım, efsaneye göre Roma çağında suçlular o antik yapıda yargılanır, bu derin çukura atılıp vahşi hayvanlara parçalatılırmış. Bu yüzden bu çukur, halk arasında "Kanlı Divane" olarak anılırmış. Bir an içimden şu derin çukura kimleri atabileceğimi hayal ettim. Adliye muhabiri olduğumdan mıdır nedir direk çocuk istismarcıları ve vatan hainleri aklıma geldi. Sanırım o dönemde yaşasaydık hiç acımadan o suçluları bu çukurda görmek isterdim.
Antik kenti gezdikten sonra tekrar otelimize gelip sahilde gezdim, biraz hırçın dalgalı denizi izledim.
Akşam da muhteşem bir gala gecesi ile program Sona Erdi. Sabah kahvaltı sonrası Erdemli Belediyesi ekibine tekrar teşekkürlerimizi sunarak Kayseri’ye sağ sağlim geldik. Tabi ki bu köşemde o gecede ödül alan Süleyman Keskin ağabeyimizi ve Selma Kara arkadaşımızı tebrik ediyorum. Ayrıca bizim yol boyunca kahrımızı çeken, sohbetlerimizi, kahkahalarımızı ve Süleyman abimizin soğuk, ince esprilerine maruz kalan kaptanımız, şoförümüz Samet Ekici’ye di es geçemeyiz, teşekkür ederiz.
Son olarak, bu güzel etkinliğin diğer şehirlerimize de örnek olmasını diliyor, tüm meslektaşlarıma sevgi ve saygılarımı sunuyorum.