Mevsimlerden sonbahar.Kimisine göre hüzün mevsimi, kimisine göre arınma.Hekeste farklı farklı hisler uyandırıyor.Bana sorarsanız ömrümüzün güz mevsimi derim. Öyle de degil mi?
Artık yağmurlarda yağmaya başladı. Sokakları, ağaçlardan son kalan rengarenk yapraklar süslüyor. Sonra bir bakıyorsun, rüzgarların yapraklarla dansına şahitlik ediyorsun. Ortalık cümbüş yeri gibi.Çiseleyen yağmur seni ıslatmayı başarıyor. Herkes elindeki şemsiyenin derdinde. Adeta rüzgarla savaşıyor. Elindekini vermemek adına. Her cadde de her sokakta bir koşturmaca. Tek derdimiz ıslanmamak. Çiseleyen yağmur, dökülen yapraklar, işte sonbahar…
Üzerimizde battaniye, elimizde en sevdiğimiz romanımız bir de sıcak kahvemiz varsa değmeyin keyfimize. Ne cama vuran yağmur ne de esen rüzgâr bizi bu keyiften alıkoyar.
Dedim ya sonbahar hüzün mevsimi diye. Hayatımızın ilk baharını, yazını ve son olarak ta sonbaharını yaşıyoruz. Her mevsimle beraber bizler de yaş alıyoruz. Sonra bir bakmışız bizimde son baharımız gelmiş, yapraklarımız dökülmüş, kuru bir dal gibi kalmışız. Tıpkı yazın gölgesinde serinlediğimiz ağaçlar gibi. İşte o zaman kendini sorguya çekiyorsun. Ömrüm gitmiş diyorsun iç çekerek. Kendini sonbaharla özdeştiriyorsun. Senin de dalların kırılmış, yaprakların dökülmüş, sokakları süslüyor artık. Çırılçıplak kalmışsın…
Ama yine de her şeye rağmen sonbahar doğanın en güzel elbisesini giydiği mevsimdir. Dilerim ki her yaprak döküldüğünde yeni bir başlangıcın habercisi olur. Bazen en güzel anılar sonbahar yapraklarının altında saklıdır. Kim bilir hangi mevsimin kimlere neler getireceğini , kimler den neler götüreceğini…