Yeni eğitim öğretim yılı başladı. Sınıflara giren her çocuk, ailesinin umudunu da yanında taşıyor.
Kimi ilk kez okul sırasına oturuyor, kimi yeni bir sınava hazırlanıyor. Bu başlangıcın heyecanı içinde eğitimden ne beklediğimizi yeniden düşünmeliyiz. Çocuklarımızın bilgi sahibi, sorumluluk duyan ve kendi ayakları üzerinde durabilen insanlar olarak yetişmesini istiyoruz. Bunun için okulun çevresinde güçlü bir dayanışma kurulmalı.
Öğretmenlerimize duyduğumuz saygı, günlük davranışlarımızda görünmeli. Çocuğun yanında öğretmenini küçümsemek, yaşanan bir sorunu hemen sosyal medya tartışmasına çevirmek çözüm üretmez. Elbette veliler soru soracak, ihtiyaçlarını anlatacak ve çocuklarının hakkını takip edecek. Bunu karşılıklı saygıyla yapabildiğimizde hem eğitim ortamını korur hem sorunların daha sağlıklı çözülmesine katkıda bulunuruz.
Ailelerin sorumluluğu çocuğu sabah okula göndermekle bitmiyor. Evde okunan kitap, birlikte yapılan sohbet, verilen sözün tutulması ve başkasının hakkına gösterilen özen çocuğun dünyasını şekillendirir. Çalışmanın değerini anlatırken kendi davranışlarımızın da buna uygun olması gerekir. Çocuklar söylediklerimiz kadar yaptıklarımızdan öğrenir.
Bir sınıfta farklı imkânlarla büyüyen çocuklar bir araya geliyor. Bu farklılıkların çocukların onurunu incitmemesine özen göstermeliyiz. İhtiyacı olan öğrenciye sağlanan destek, onu arkadaşlarının önünde mahcup etmeden ulaştırılmalı. Yerel yönetimler, ilgili kurumlar ve hayırseverler bu konuda okul yönetimleriyle dikkatli bir iletişim kurabilir. Dayanışmanın değeri, çocuğun kendini güvende hissetmesinde ortaya çıkar.
Dijital dünyayla ilişkimiz de eğitimin bir parçası hâline geldi. Çocukların karşılaştıkları bilgiyi sorgulayabilmesi, kaynakları karşılaştırabilmesi ve ekran başında geçirdikleri zamanı yönetebilmesi gerekiyor. Teknolojiyi öğrenmek kadar onu bilinçli kullanmayı da öğretmeliyiz. Bu konuda ailelerin kendi alışkanlıklarını gözden geçirmesi, çocuklara verilen öğüdü daha inandırıcı kılar.
Türkiye’nin geleceğini konuşurken sınıfların içini unutmamalıyız. Bilim öğrenen, tarihini bilen, meslek edinen ve ülkesine karşı sorumluluk hisseden gençlerin yetişmesi uzun soluklu emek ister. Öğretmeniyle iş birliği yapan veli, öğrencisini dikkatle takip eden okul ve ihtiyaçlara zamanında karşılık veren kurumlar bu emeği güçlendirir. Yeni dönemin gerçek başarısı, çocuklarımızın öğrenme isteğini büyütebildiğimiz ölçüde ortaya çıkacak.