Hepimizin ortak ulaşım aracı ya otobüslerdir ya da tramvaylardır. Kimimiz okula gitmek için, kimimiz işe gitmek için illaki bu toplu ulaşım araçlarından birini ya da her ikisinide kullanıyoruz. Ne kadar şikayetlensek de elimiz mahkum...

Klimasının çalışmadığı balık istifi gibi otobüslerde ulaşım adeta zülüm…Birde şoför beyin arkaya doğru ilerleyin telkinleri insanları nefes almakta zorlaştırıyor. Hal böyleyken bir yerden bir yere gitmek insana eziyete dönüşüyor. Birde bunun üstüne saygısız insanların varlığı ulaşımı hiç çekilmez hale getiriyor.

Akşam iş çıkışı aynı duraktan otobüse bindim. Önümde bir anne ve oğlu oturuyor. Çocuk daha on yaşlarında falan. Başka bir duraktan yaşlı bir amca bindi yanımıza doğru ilerledi. Çocuk yaşlı amcaya kalkıp yer vermek istedi ama annesinin göz işaretiyle çocuk buna yeltenemedi bile. Yol boyunca çocukta mahcubiyet, annesinde ise zafer kazanmış edası vardı.

Şöyle düşündüm de bizler ne ara yaşlılarımıza karşı bu kadar saygısız, terbiyesiz olduk. Lafım kesinlikle o küçük çocuğa değil. Onu tek işaretiyle yerinden kaldıramayan zafer kazandığını zanneden annesine. Burada da bir kere daha eğitimin ne kadar önemli olduğunu anladık. Zamanında annesine verilmeyen eğitim o küçük çocuğa çok güzel aşılanmış. Ama tek farkla o çocuğun o eğitimi annesinden almadığı kesin. Annenin çocuğundan alacağı çok ders var. Bunlardan en önemlisi de ;

Akıl yaşta degil baştadır, hiçbir şey için de geç değildir. Nede olsa ögrenmenin yaşı yoktur değil mi?