Bize verilen ömrü güzel ve başarılı işlerle geçirirsek ömrümüzün sonu geldiğinde bu dünyadan mutlu ve huzurlu şekilde ayrılırız. Hepiniz duymuşsunuzdur genel bir kanı vardır: Önemli olan uzun yaşamak değil, önemli olan güzel yaşamaktır.

Her toplumun bir diğerinden farklı yaşam tarzı ve kuralları olmuştur. Toplumu oluşturan bireyler daha önceden belirlenmiş kural ve adetlere uyarlar. Bazı toplumlar daha önceden belirlenmiş gelenek ve kuralları zamanla esneterek daha uygar ve modern bir şekle getirmişlerdir. Bazıları ise bu kural ve kaidelere ilk günkü şekliyle bağlı kalmaktadır.

İnsanın hayatı, yaşayış amacı ona kendi istek ve şartlarına göre, uyum sağlaması ve onu kolaylaştırması olmalıdır. Gereksiz şartlar ve katı kurallar geliştirmek insanın kendi yaşamını zorlaştırır ve onu çekilmez hale getirir.

Toplumların birlikte yaşam nedeniyle oluşturdukları kural ve şartları yaşadıkları zaman ve mekâna göre daha modern, daha çağdaş ve esnek şekle getirmeleri kendilerinin ferah ve huzuru için önem teşkil etmektedir.

Bu hayatın nasıl geçtiği çok önemlidir. Hayatımızı güzel ve mutlu bir hale getirmek ise tamamen bizim elimizdedir. Biz mücadele eder, zevk aldığımız ve başarıya ulaştığımız işler yaparsak hayatımızı da dolu dolu yaşamış oluruz. Bu nedenle yaşamımızda her zaman bardağın dolu tarafından bakmalı ve bu dünyayı kendimize verilmiş bir armağan olarak görüp hakkını vererek yaşamalıyız.