hele hele
“olağan şüpheli” açıklaması midemi bulandırdı… Görünen o ki senaryo çoktan yazılmış,
biz basit bir oyuncu konumuna çoktan düşmüşüz, Yönetmen edalarımız, senarist pozlarımız
boşuna…
Şehit olan kardeşlerime rahmet dilerken, bu vahim olayla ilgili, yapanları, yaptıranları,
kışkırtanları, ihmali olanları Allah’ın “kahhar” ism-i şerifi ile kahretmesini niyaz ediyorum.
Bu şer filmini seyretmektense, bu gün iki harika filimden replikler arz ediyorum, teselli
niyetine
Andrei Tarkovsky'nin Nostalghia (1983) filminde Domenico adlı karakterin Roma'da bir
heykelin üzerinde halka attığı nutuk ilki;
“Fazla büyük usta kalmadı.
Zamanımızın gerçek kötülüğü budur.
Kalbin yolları gölgelerle kaplanmış.
Yararsız görünen seslere kulak vermeliyiz.
Okul duvarları, asfalt ve refah reklâmlarının
Uzun kanalizasyon boruları ile dolu beyinlere...
Böceklerin vızıltıları girmeli.
Her birimizin gözlerini ve kulaklarını...
Büyük bir rüyanın başlangıcı olan şeylerle doldurmalıyız.
Birisi piramitleri yapacağımızı haykırmalı.
Yapmamamızın bir önemi yok!
O isteği beslemeliyiz...
Ve ruhun köşelerini esnetmeliyiz...
Sınırsız bir çarşaf gibi…
Dünyanın ilerlemesini istiyorsanız...
El ele vermeliyiz.
Sözüm ona sağlıklıları...
Sözüm ona hastalarla karıştırmalıyız.
Siz sağlıklı olanlar!
Sağlığınız ne anlama gelir?
İnsanoğlunun bütün gözleri,
İçine daldığımız çukura bakıyor.
Özgürlük faydasızdır...
Eğer gözlerimizin içine bakmaya...
Yemeye, içmeye ve...
Bizimle yatmaya cesaretiniz yoksa!
Dünyayı yıkıntının eşiğine getirenler...
Sözüm ona sağlıklı olanlardır.
İnsanoğlu dinle!
Senin içinde su, ateş
Ve sonra kül…
Ve külün içindeki kemikler.
Kemikler ve küller!
Gerçekliğin içinde veya
Hayalimde değilken ben neredeyim?...
Toplum böyle parçalanmaktansa...
Yeniden bir araya gelmeli.
Sadece doğaya bak ve hayatın ne kadar basit olduğunu göreceksin.
Bir zamanlar olduğumuz yere dönmeliyiz…
Yanlış tarafa döndüğün noktaya…
Hayatın ana temellerine geri dönmeliyiz…
Suları kirletmeden.
Deli bir adam size...
Kendinizden utanmanızı söylüyorsa...
Ne biçim bir dünyadır burası?”
İkincisi Bab’aziz, Nacer Khemir , (2005)’den
Bu dünyadaki insanlar bir mum alevinin önündeki üç pervane gibidirler. İlki aleve yaklaştı ve
şöyle dedi;
-Ben aşkı biliyorum İkincisinin kanatları yaklaşarak aleve değdi ve o dedi;-Ben aşkın ateşinin nasıl yaktığını bilirim.
Üçüncüsü kendini hiç tereddüt etmeden ateşin kalbine attı… Ve ateş onu eritti.
Yalnızca o bildi: Gerçek aşk nedir.
ŞİİR
Sevdalar Duman Olmayacak Ahmet Telli Acının bağrından mavi bir çelik gibi fışkıran öfke dünyayı değiştirecektir mutlaka Yeni hayat kendini yeniden yaratacaktır ona sahip çıkan ellerde ve bu yüzden öfke sevda gibidir kimilerinde Yüreğinin pas tutmakta olan kıvrımları sarsılsın bir an öfkenin gök gürültüsüyle beyninin her hücresi bir gerilla gibi kuşansın pusatlarını ve sokağa çıksın ve bir hançer gibi saplansın puştlukların ihanetlerin bağrına Bak o zaman nasıl bitecek yanlışlar ve cehennemleşen yalnızlığını Sevdalar duman olmayacak o zaman
Hüznün isyan olmuştur çünkü
Hüznün isyan olmalıdır
TEMBİH
Bu iki filmi ilk fırsatta seyredin.