Bir tarafta milyonlar, diğer tarafta ay sonunu getiremeyen vatandaş… Ülkede olup bitenleri anlamaya çalışırken insanın aklına ister istemez aynı soru geliyor: Ülkede neler oluyor? Bir tarafta kamuoyunun gündeminden düşmeyen fon soruşturması ve milyonluk iddialar…

Diğer tarafta her gün biraz daha ağırlaşan hayat pahalılığı. Akaryakıta gelen zam, sadece deposu dolan aracı değil; market rafını, nakliye maliyetini, sofradaki ekmeği de etkiliyor. Çünkü akaryakıta gelen her zam, hayatın başka bir köşesine yansıyor.

Peki Vatandaş?

Vatandaşın alım gücü düşüyor. Maaş aynı hızla büyüyor, giderler ise sürekli artıyor. Emekli, çalışan, esnaf ve dar gelirli vatandaş “Ay sonunu nasıl getireceğim?” hesabı yapıyor.

Hatta önceki gün Ankara’da yaşanan vahim olay. Emekli bir polis memurunun intiharı vicdanları sızlatmadı mı? Bir tarafta büyük paraların, şaibelerin ve soruşturmaların konuşulduğu bir ülke…

Diğer tarafta geçim sıkıntısıyla mücadele eden milyonlar.

Asıl mesele de burada başlıyor.

Vatandaş yalnızca ekonomik rahatlama istemiyor. Adalet istiyor, şeffaflık istiyor, hesap sorulmasını ve hakkaniyetin sağlanmasını istiyor.

Mağduriyetlerin her geçen gün arttığı, insanların sesini duyurmakta zorlandığı bir ortamda artık kulakların vatandaşa çevrilmesi gerekiyor. Çünkü sokakta konuşulan ile kürsülerde anlatılan arasında giderek büyüyen bir fark var.

Ve bu fark daha fazla büyümeden şu soruya gerçek bir cevap verilmesi gerekiyor. Bu ülkenin yükünü kim taşıyor, bedelini kim ödüyor?

Vatandaşın sabrı sınırsız değil.

Görünen o ki artık mesele sadece geçim değil: güven meselesidir.

Benden Yazması…