Demokratik ülkelerde Yerel yönetimlerin varlık sebebi nedir? Yol yapmak, çöp toplamak, park düzenlemek, kısacası bölgenin alt yapısını düzenlemek… Evet. Ama bunların ötesinde çok daha önemli bir sorumlulukları vardır: insana dokunmak, toplumun sosyal dokusunu güçlendirmek.
Tam da bu noktada yerel yönetimler yani belediyelerin açtığı kurslar devreye girer. Meslek edindirme kursları, sanat atölyeleri, kişisel gelişim eğitimleri… Bunlar yalnızca birer “etkinlik” değil; işsiz bir gence umut, ev hanımına üretim kapısı, yaşlı bir vatandaşa sosyalleşme imkânıdır.
Ancak son dönemde bu kurslarla ilgili ciddi bir sorun giderek büyüyor:
Ücretlendirme ve ticari yaklaşım.
Bu konuda vatandaşlardan gelen şikâyetler her geçen gün artıyor. “Kurslar pahalı”, “kayıt ücretleri sürekli yükseliyor”, “kurs yerlerinde ihtiyaç duyduğumuz ve kullandığımız malzemeler bizden”… Bu tablo açıkça gösteriyor ki bazı belediyeler, açtıkları kursları bir kamu hizmeti olmaktan çıkarıp adeta gelir kapısına dönüştürüyor.
Oysa belediyelere şu soruyu sormak gerekiyor:
Belediyeler kâr etmek için mi vardır, yoksa halka hizmet etmek için mi?
Yerel yönetimler bir şirket değildir. Ama ne yazık ki bazı uygulamalar, belediyeleri ticari bir işletme gibi konumlandırmaktadır. Kurslardan gelir elde etme anlayışı, sosyal belediyecilik ilkesine açıkça aykırıdır.
Şu asla Unutulmamalıdır ki:
Bu kurslara gidenlerin büyük bir kısmı zaten ekonomik olarak zor durumda olan insanlardır. İş arayan gençler, gelir elde etmek isteyen kadınlar, kendini geliştirmek isteyen dar gelirli vatandaşlar… Bu insanlar için kurslar bir lüks değil, bir ihtiyaçtır.
Belediyelerin görevi bu ihtiyacı karşılamak, kolaylaştırmak ve desteklemektir.
Ücret talep etmek ve zorlaştırmak değil.
Elbette bazı giderler olabilir. Eğitmen ücreti, malzeme, mekân… Ancak bu giderler vatandaşın sırtına yüklenmemeli; belediyelerin bütçesinden karşılanmalıdır. Çünkü bu bir yatırım değil, bir toplumsal sorumluluktur.
Kurslardan elde edilen küçük gelirler, belediyelerin bütçesinde büyük bir fark oluşturmaz. Ama vatandaşın hayatında büyük bir yük oluşturur.
Bugün yapılması gereken çok nettir:
Belediye kursları sosyal sorumluluk projeleri adı altıda ücretsiz olmalı
En azından sembolik ve gerçekten erişilebilir düzeyde tutulmalı
Şeffaflık sağlanmalı
Vatandaş memnuniyeti esas alınmalı
Çünkü sosyal belediyecilik, tabelalara yazılan bir slogan değil;
hayata dokunan bir anlayıştır.
Ve unutulmamalıdır:
Bir belediyenin başarısı, kasasına giren parayla değil;
gönüllere dokunabildiği kadar güzel hizmetlerle ölçülür.
Benden yazması…