Geçmiş yıllarda emeklilik, insan hayatının en huzurlu bir yaşam mevsimiydi. “İkinci bahar” denirdi adına… Hele 2000 öncesi emekli olanlar için bu söz, abartı değil gerçeğin ta kendisiydi. Emekli olan insanlar aldıkları ikramiyesiyle ev alınır, oğlan-kız evlendirilir araba sahibi olunur; aylık maaşla bir aile rahatlıkla geçinirdi. Hayat biraz sadeydi ama insanca yaşanırdı.

Bugün ise o günler, çoğu insan için sadece hatıra…
Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) iktidarıyla birlikte geçen 24 yıl, ülkenin kaderini belirleyen uzun bir dönem oldu. Bu kadar uzun süre iktidarda kalan bir yönetim için “öncesi” ve “sonrası” diye konuşmak elbette en doğal karşılaştırmadır.

Peki ne değişti?

Sokaktaki vatandaşa kulak verin…
65'ini,70’ini aşmış insanlar aynı cümleyi kuruyor:
“Biz böyle pahalılık görmedik, hiç bir şeyin yanına yaklaşamıyoruz..."

Evet, geçmişte de enflasyon vardı. Hatta ülkede koşullar bugünkünden daha da ağırdı. 80’lerde, 90’larda 2000'lerde fiyatlar yükselirdi. Ama hayat bu kadar ağır değildi. İnsanlar geçinmenin bir yolunu bulur, hayallerinde yarını için umut taşıyabilirdi. Bugün ise geçinmek bir yana, hayal kurmak bir yana hayatta kalmak bile zorlaşıyor.

Sorunun özü sadece ekonomik değil, aynı zamanda yönetim meselesidir. Yoksuldan alınan vergilerin zengine aktarılması, gelir dağılımındaki adaletsizliği derinleştirdi. Sonuç: Emeklisi de çalışanı da aynı kara kışın içinde kaldı.

Oysa bu hükümet, yoksulların, orta direklerin desteğiyle geldi…

Bugün gelinen noktada, ekonomideki kırılganlık açıkça ortada. Merkez Bankası’nın açıklamaları bile piyasadaki dalgalanmalarla baş etmekte zorlanıldığını gösteriyor. Faiz artışları, kontrol kaybının itirafı gibi okunuyor.

Peki bu dalgalanmaların sebebi ne?

19 Mart’ta yaşananların bir etkisi oldu mu?
CHP'nin umut bağladığı ve Cumhurbaşkanı adayı olarak ilan ettiği İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun gözaltına alınmasıyla başlayan süreç, sadece siyasi değil, ekonomik sonuçlar da doğurdu. Bu açık ve net olarak ortada. Güven sarsıldı, piyasa olumsuz tepki verdi.

Bugün gelinen noktada gençler mutsuz…
Çünkü üniversite diploması artık bir gelecek garantisi değil. Çünkü İşsizlik geçenlerin geleceğine, hayallerine karabasan olmaktadır.

Yaşlılar da çok mutsuz…
Çünkü yıllarca çalışıp kazandıkları emeklilik, artık açlık sınırında bir hayata mahkûm ediyor.

Kısacası…
Bir ülkenin en umutlu olması gereken iki kesimi — gençleri ve yaşlıları — aynı anda mutsuzsa, orada ciddi bir sorun vardır.

Sözün özü:
İkinci bahar vaat edilen yıllar, yerini uzun ve sert bir kışa bıraktı.

Bu yazdıklarımın aksini söyleyen varsa, çıksın söylesin bunu gerçekten merak ediyorum:
Ülke insanının neredeyse yarısı mutsuz.
Benden yazması...