Yemeklere lezzetini, rengini veren hemen hemen her yemeğin olmazsa olmazı, mutfağın baş tacı salça.
Kayseri de belki de çoğu ilimizde de Eylül ayının gelmesiyle beraber salça sezonunu açmış bulunuyoruz. Koca koca kazanların kurulduğu hummalı, eziyetli bir iş salça kaynatmak.
Öyle salça deyip geçmemek gerekiyor. Baya meşakkatli, emek isteyen bir iş. Salçaya uygun domatesini alacaksın onları bir güzel yıkayacaksın. Bizler önceden yıkadığımız domatesleri bidonlara doğrar üzerleri nede tuz ekler güneşte bekletirdik. İki üç gün güneşte bekleyen domatesleri kevgirde sürter posasını çıkartır bir haftaya yakın salçayla uğraşırdık. Artık o işlemlerde kalmadı. Her işte olduğu gibi domates işinde de artık hayatımızı kolaylaştıracak alet edevatları bulduk.
Şimdilerde salça kaynatmakta kolay. Domatesini alıyorsun. Bizim bir hafta uğraştığımız domatesleri hemen orda çektiriyorsun. Çektirdiğin domatesleri kazana döküp ateşin üstüne koyuyorsun. İşte burası baya bir sabır gerektiriyor. Aman taşmasın, dibi tutmasın diye saatlerce karıştıracaksın. Sabahın erken saatlerinde koyduysan salçanı ateşe, akşama indirebilirsin ama biraz geç koyduysan gece boyu salça karıştırmaya mecbursun.
Salça kaynatmak zor bir iş olsa da zevki de var. O yanan ateşte kazanın altına patates, patlıcan, biber atarsın bir güzel közlenir, sende afiyetle yersin. İnanın bana o lezzeti hiçbir yerde bulamazsınız.
Koyulaşan salçaya da baya bir tuz eklemek zorundasın ki küflenmesin, bozulmasın. Tuzunu da ekledikten sonra salçanı ateşten alabilirsin. Soğuduktan sonra bidonları koyar, ağzına yağını döker kapatırız.
Her işin zorluğu olduğu gibi salça kaynatmanın da baya bir zorluğu var ama bir kere kaynatıyorsun bir kış yiyorsun. Ne de olsa emek olmadan yemek olmuyor değil mi ?