Kayseri de balık tutma sezonu yavaş yavaş başlıyor. Kayseri’de deniz mi var diye sormayın hiç. Denizimiz yok ama adete göle dönen yollarımız var. O zaman ne yapıyoruz oltamızı alıp doğruca balık tutmaya çıkıyoruz tüm Kayseri halkı olarak.

Sonbahar serinliği yavaştan kendini göstermeye başladı. Artık hava o kadar da bunaltmıyor insanı. Bununla beraber yağmurlarda başladı yağmaya. Yağmur berekettir. Ama göle dönen yollarda, içi ıslanan su alan otobüslerde ya da tramvaylarda değil. O zaman bereket olmaktan çıkıyor çileye dönüşüyor.

Akşam iş çıkışı eve ulaşmak zaten çile, yağmur yağınca da bu çile ikiye katlanıyor. Taşan rögarlardan sele dönen yollardan yürümek gerçekten büyük bir emek istiyor. Hadi bir şekilde o mücadeleyi kazandın diyelim ya otobüse bineceksin ya da tramvayı kullanacaksın. Yağan yağmur sularından göle dönen yollarda zaten ilerleyemiyorsun… Binerken de acaba hangisinde daha az ıslanırım diye düşünmek zorundasın. Çünkü bindiğin otobüsün de tramvayında tavanından su damlıyor ve her ikisinde de ıslanıyorsun. O zaman insanın aklına şu soru geliyor. Halk ulaşım için yapılan zamları ıslanmak için mi ödüyor?

Yaptıklarıyla övünen öncü şehir diye adlandırdığı sayın belediye başkanımız, ki o halkı için daha iyisini bilir benim ki sadece naçizane bir fikirdir bu yağmurlu günlerde insanlara ulaşım aracı olarak bot temininde bulunabilir. Bot olmazsa bile kayıgada razıyız. Bizlerde elimize birer kürek alır kendi kayığımızı kendimiz çekeriz. Hatta birer de yağmurluk giyer oltamızı da atarız. Belki oltaya takılan birkaç sazan buluruz da akşamda rızkımız çıkmış olur.