30 Ağustos’u geride bırakırken kendimize bir soru sormalıyız:

Bu büyük zaferi hayatımızın neresinde taşıyoruz? Bayrakları asıyor, şehitlerimizi anıyor, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarına minnetimizi ifade ediyoruz. Bunların hepsi kıymetli. Ancak bize emanet edilen bağımsızlığın sorumluluğu, tören bittikten sonra da devam ediyor.

Bir milletin bağımsızlığı, vatandaşının kendi ülkesinde geleceğe güvenle bakabilmesiyle güçlenir. Tarlasında üretim yapan çiftçinin, tezgâhının başındaki ustanın, laboratuvarda çalışan araştırmacının emeği bu yüzden önemlidir. Geçmişte vatanı savunmak için gösterilen kararlılığı bugün işimizi doğru yaparak, üretimi artırarak ve birbirimizin hakkını koruyarak sürdürmek zorundayız. Herkesin ülkesine karşı yerine getirebileceği somut bir görevi var.

Kayseri’den baktığımızda bu sorumluluk daha da anlaşılır hâle geliyor. Sabah dükkânını açan esnaf, işçisinin ücretini yetiştirmeye çalışan işletmeci, köyünde toprağını işleyen insan ülkenin günlük hayatını ayakta tutuyor. Bu insanların emeğini küçümseyerek güçlü bir Türkiye kuramayız. Çalışmayı, meslek öğrenmeyi ve alın teriyle kazanmayı gençlerimizin gözünde değerli hâle getirmeliyiz.

Devletin gücünü desteklemek, sorunları görmezden gelmek anlamına gelmez. Bir aksaklık varsa çözümünü konuşmak, kaynakları dikkatli kullanmak ve yapılan işi takip etmek de memlekete hizmettir. Yapıcı eleştiri sorumluluk ister. Sadece şikâyet edip kenara çekilmek kolaydır; çözüm için emek vermek ise vatandaşlık bilincinin gerçek sınavıdır.

Birlik duygumuzu da gündelik tartışmalara feda etmemeliyiz. Farklı düşüncelere sahip olabiliriz. Aynı meseleye aynı yerden bakmak zorunda değiliz. Fakat birbirimizin bu ülkeye aidiyetini sorgulamak, ortak geleceğimize zarar verir. Türkiye’nin kazanması hepimizin hayatını iyileştirir; kaybetmesinin bedelini de hepimiz öderiz.

Zaferin bize bıraktığı miras, zor şartlarda bile irade gösterebilmektir. Bugün bu iradeye okulda, işyerinde, tarlada ve kamu hizmetinde ihtiyacımız var. Çocuklarımıza bırakacağımız ülkeyi düşünerek hareket etmeliyiz. Şehitlerimizi anarken duyduğumuz minnet, yaptığımız işte de karşılık bulmalı. Bayrağa duyduğumuz saygıyı, o bayrağın altında yaşayan insanların hakkını gözeterek tamamlayabiliriz.