Mesleğim ve karakterim gereği çok da yerinde durabilen bir tipleme değilim. Bugün de sosyal hayatımdan gözlemlediğim bazı şeylere değinmek istedim. Her gün onlarca insanla tanışıyor, farklı mesleklerden, farklı yaşlardan, farklı hayat hikâyelerinden insanlarla aynı masaya oturuyorum. Şunu çok net söyleyebilirim ki; bir insanı tanımak için ne kadar maaş aldığına, hangi makamda oturduğuna ya da hangi okuldan mezun olduğuna bakmıyorum.
İlk baktığım şey üslubu oluyor. Çünkü insan kendini en çok konuşurken ele verir.
Son zamanlarda dikkatimi çeken başka bir konu daha var. Toplum olarak herkes birbirine bir şeyler öğretmeye çalışıyor. Saygıyı anlatıyor, ahlakı anlatıyor, nezaketi anlatıyor... Fakat iş bunları yaşamaya gelince aynı hassasiyeti göremiyoruz.
Hatta yıllardır gözlemlediğim bir şey var; insan en çok eksik olduğu değerin reklamını yapıyor.
Saygısı eksik olan sürekli saygı bekliyor. Nezaketi zayıf olan herkese nezaket dersi veriyor. Hoşgörüsü olmayan en çok hoşgörüden bahsediyor. İnsan gerçekten sahip olduğu değeri anlatma ihtiyacı duymaz. Çünkü onu zaten davranışları gösterir.
Bizim çocukluğumuz böyle değildi. Mahallede büyüdük. Büyüklerimizin yanında nasıl konuşacağımızı, küçüklerimizi nasıl koruyacağımızı, komşuya nasıl davranacağımızı yaşayarak öğrendik. Mahalle bakkalı bizi tanırdı, komşu teyze yanlış yaptığımızda ailemizden önce bizi uyarırdı. Kimse "kişisel alanıma girdin" demezdi. Çünkü herkes birbirinin evladıydı.
Bugün ise dijitalleşme hayatı kolaylaştırdı ama insan ilişkilerini zorlaştırdı. Artık insanlar birbirini dinlemek yerine cevap vermek için bekliyor. Eleştiriye tahammül yok. Herkes haklı, herkes kusursuz, herkes karşı tarafı düzeltme peşinde.
Bir de "İnsan kırk yaşında olgunlaşır." derler. Ben buna tam katılmıyorum.
Kırk yaş, sadece takvimde yazan bir rakamdır.
İnsanı olgunlaştıran yaş değil, yaşadıklarıdır.
Kırk yaşına gelip hâlâ insan kırmayı marifet sanan da var, yirmi beş yaşında konuşmasıyla herkese örnek olan da...
Olgunluk, sesini yükseltmeden kendini anlatabilmektir.
Olgunluk, haklıyken bile karşındakini aşağılamamaktır.
Olgunluk, makamın değişse bile karakterinin değişmemesidir.
Eğer bir gün