Türkiye günlerdir CHP’deki mutlak butlan kararını konuşuyor. Kimisi hukuku konuşuyor, kimisi siyaseti konuşuyor, kimisi de yaşanan her şeyi Cumhurbaşkanı’na bağlamaya çalışıyor. Ancak ortada gözden kaçırılan çok önemli bir gerçek var.

Bugün yaşanan olay dışarıdan gelen bir müdahalenin sonucu değil, yıllardır CHP’nin kendi içinde büyüyen bir tartışmanın sonucudur.

Kurultay sürecine ilişkin iddialar yeni ortaya çıkmadı. Delegeler üzerinden yapılan tartışmalar, parti içindeki itirazlar ve yargıya taşınan süreçler yıllardır konuşuluyordu. Sonunda konu mahkemeye taşındı ve mahkeme kararını verdi. Karar beğenilir ya da beğenilmez, ancak hukuk devletlerinde mahkemeler karar vermek için vardır.

Asıl ilginç olan ise karar sonrasında yaşananlardır.

Mahkeme kararının ardından Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeniden genel başkanlığa dönmesinin önü açıldı. Ancak partinin bir kısmı bu kararı kabul etmek istemedi. Böylece CHP’nin zaten uzun süredir devam eden iç gerilimi daha görünür hale geldi.

Burada vatandaşın aklına doğal olarak şu soru geliyor:

Eğer her şey usulüne uygun yapıldıysa bu kadar büyük bir hukuk süreci neden yaşandı?

Eğer ortada tartışmalı bir durum yoksa yıllardır devam eden bu itirazlar neden mahkemelere kadar taşındı?

Bu soruların cevabını vermeden yaşanan her şeyi siyasi komplo olarak anlatmaya çalışmak, birçok insana inandırıcı gelmiyor.

Daha da önemlisi, bazı çevreler yaşanan her gelişmenin arkasında doğrudan Cumhurbaşkanı’nı ve hükümeti göstermeye çalışıyor. Oysa bir siyasi partinin kendi içinde yaşadığı krizlerin, kendi iç çekişmelerinin ve kendi kurultay süreçlerinin sorumluluğunu sürekli dışarıda aramak çözüm üretmez.

Türkiye bugün savunma sanayisinde dünyanın dikkatini çeken projeler yürütüyor. Terörle mücadelede önemli mesafeler kat etmiş durumda. Enerjide yeni yatırımlar yapıyor. Dış politikada kendi çıkarlarını önceleyen bağımsız bir çizgi oluşturmaya çalışıyor. Devlet kurumları çalışıyor, yargı süreçleri işliyor ve hukuk mekanizması karar veriyor.

Bir ülkede herkes mahkemelerin verdiği kararı sadece kendi istediği zaman kabul edecekse hukuk düzeninden nasıl söz edeceğiz?

Demokrasinin temel şartlarından biri seçimdir. Ancak bir diğer temel şartı da hukuk düzenine saygıdır.

Bugün CHP içinde yaşanan kriz aslında sadece CHP’nin krizi değildir. Aynı zamanda siyasi partilerin kurumsallaşma sorunudur. Çünkü güçlü siyasi partiler, yaşadıkları sorunların sebebini önce kendi içlerinde ararlar.

Belki de bugün sorulması gereken soru şudur:

Bir siyasi hareket yaşadığı her sorunun sebebini rakiplerinde mi arayacak, yoksa dönüp kendi içindeki yanlışlarla da yüzleşecek mi?

Türkiye yoluna devam ediyor. Devlet kurumları çalışıyor. Hükümet görevini yapıyor. Muhalefetin görevi ise kendi iç meselelerini çözerek ülkeye alternatif üretmek olmalıdır.

Çünkü güçlü Türkiye’nin ihtiyacı sürekli kavga eden bir siyaset değil, millete çözüm üreten bir siyasettir.