Türkiye yarım asra yakın bir süredir terörle mücadele ediyor. Bu mücadelede binlerce şehit verdik, binlerce gazimiz oldu.
Terör sadece canımızı değil; ekonomimizi, yatırımlarımızı, huzurumuzu ve geleceğimizi de hedef aldı. Ama bu millet hiçbir zaman boyun eğmedi, bu devlet hiçbir zaman geri adım atmadı.
Bugün “Terörsüz Türkiye” hedefi konuşuluyorsa bunun en büyük nedeni, yıllardır sürdürülen kararlı mücadeledir. Sınır içinde ve sınır ötesinde gerçekleştirilen operasyonlarla terör örgütünün hareket alanı önemli ölçüde daraltıldı. Güvenlik güçlerimizin fedakârlığı, savunma sanayiindeki yerli ve millî atılımlar ve devletin kararlı duruşu, Türkiye’yi bugün bambaşka bir noktaya taşıdı.
Elbette bu süreç hassasiyetle yürütülmelidir. Aziz şehitlerimizin emaneti, gazilerimizin fedakârlığı ve milletimizin birlik ruhu her türlü hesabın üzerindedir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin üniter yapısı, ay yıldızlı al bayrağımız ve milletimizin ortak değerleri tartışma konusu olamaz. Devletin temel niteliklerinden taviz verilmesi düşünülemez.
Terörün tamamen gündemden çıkması demek, sadece güvenlik meselesinin çözülmesi anlamına gelmez. Daha güçlü ekonomi, daha fazla yatırım, daha fazla üretim, daha fazla istihdam ve çocuklarımız için daha güvenli bir gelecek demektir. Bugün savunmaya ayrılan enerjinin ve kaynakların daha büyük bölümü kalkınmaya, teknolojiye ve refaha yönlendirilebilecektir.
Türkiye Yüzyılı hedefi sadece büyük projelerle değil, huzur ve güven ortamıyla inşa edilebilir. Güçlü devlet anlayışı, güçlü ekonomi ve güçlü millet iradesi bir araya geldiğinde Türkiye’nin önünde hiçbir engel duramaz. Bugün atılan her adımın amacı da budur; terörün gölgesinden tamamen kurtulmuş, güvenli, güçlü ve istikrarlı bir Türkiye bırakmak.
Bu mücadelede başarı sadece devletin değil, 86 milyonun başarısı olacaktır. Çünkü kazanan herhangi bir siyasi görüş değil, Türkiye Cumhuriyeti olacaktır. Terörün değil huzurun konuşulduğu, korkunun değil umudun büyüdüğü bir Türkiye, hepimizin ortak hedefi olmalıdır.